menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Komşu Adalet Hanım ya da Adalet Çay Bahçesi

15 5
02.02.2026

Diğer

Konuk Yazar

02 Şubat 2026

Yasemin Özcan'ın "Adalet Çay Bahçesi" işi

Memlekette sürekli hukuktan, mahkemelerden, hapishanelerden, operasyonlardan söz edilmesinden size de gına geldi mi? Valla bana geldi. Yargı paketlerinden de yıldım, uyulmayan kararlardan da, bitmek bilmeyen magazin soslu operasyonlardan da. Çok kötü yazılmış ve sezonlardır devam eden, feci bir günlük dizinin yardımcı oyuncularıyız gibi hissediyorum. Ne yazık ki piyasanın kuralı: Her çok kötü dizinin mutlaka alıcısı vardır.

Gündemin merkezi emniyet, jandarma, adliye, hapishaneler, adli tıp olunca, hukuk üzerine konuşanların sayısı da haliyle her geçen gün artıyor. Bir taraftan binlerce sayfalık iddianameler, yüzlerce sayfalık gizli tanık ifadeleri... Her açılan davada savcılık makamları sayfa sayılarında el yükseltiyor. Sanki uzun olursa inandırıcılık artarmış gibi.

İçinden geçtiğimiz şu tuhaf zamanlar saçma ama sanırım yurdum insanının hukuk okuryazarlığının tavan yaptığı zamanlar. Yani herhalde normal bir ülkede insanlar ellerinde küçük kırmızı anayasa kitapçıklarıyla gezmez. Gündelik sohbetlerde kanun maddelerine, madde numaralarıyla atıf yapmaz. Hukukçu değilsen neden ezbere yasa maddesi bilesin ki?

Tamam, güzel. Ülkem her konuda uzman yurttaş istiyor. Yangın söndürme uçağını da bilelim; kapasitesiyle, modeliyle. Böcek basan evimize yapılacak ilaçlamanın kimyasal içeriğine de hakim olalım. Tatile gideceğimiz otelin yangın sistemini de, bineceğimiz trenin elektrik aksamını da öğrenelim, şehrin barajlarında kaç günlük su kaldığını da biz takip edelim. Gün geçmiyor ki uzmanlaşmamız gereken yeni bir alan olmasın. Yaşam boyu izcilik eğitimi gibi; sürekli hayatta kalma bilgileri, ama yani, vahşi doğada değiliz.

Hal böyle olunca hukuku da tabii ki bilmemiz şart. Hayatta kalmayı başarırsak, bir de hapse düşmemeyi başarmamız gerekiyor. İki aşamalı bir oyun; (-ki ben ikinci aşamaya geçemedim misal), hayatta kalmak ne kadar zorsa, hapse girmek de o kadar kolay, tecrübeyle sabit. Sizler mesela, azami 140 karakter harcayarak kendinizi birkaç saat içinde cezaevinde bulabilirsiniz.

Son yargı paketinden önce resmî hapishane nüfusu 430 bin civarındaydı. 50 bin kadar insan tahliye oldu ama kuvvetle muhtemel 20 bin kadar insan da o arada tutuklanmıştır. Biz yine 400 bin dolaylarında diyelim. Geçen de bir haber vardı, hapishane nüfusu 30 küsur ilden fazlaymış. Misal, Bayburt'un nüfus nedeniyle artık vekil çıkartması imkansız ama hapishaneler öyle mi? Hoş, hapisten vekil çıksa da hapiste kalıyor, o ayrı. Yok, şaşırmıyoruz. Şöyle anlar olabiliyor hayatta: Hapishane koridorlarında, Malta'da bambaşka bir yerden tanıştığımız biriyle karşılaşabiliyorsunuz, mesela, İstiklal Caddesi gibi, ki bu Bakırköy'de bile oluyor, Silivri değil yani!

Haliyle herkes adaletten söz ediyor. Ne yapalım? İBB soruşturmasından tutuklanan Buğra Gökçe'nin annesi Şeyma Gökçe, "Adalet komşumun adı" demiş. Benim için de uzunca yıllar, Çağlayan Adliyesi C kapısının karşısındaki çaycının adıydı:........

© T24