menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026: Denizde kutlama yok, hatırlama var

21 0
06.01.2026

Diğer

Konuk Yazar

06 Ocak 2026

Hannah Arendt’in söylediği gibi, kötülük çoğu zaman ‘olağanlık kisvesi’ altında işliyor.

Savaş, artık bir istisna değil.

Uzaktan izlenen, istatistiklere dönüştürülmüş bir süreklilik.

Yılbaşı, bu sürekliliği kesintiye uğratmıyor.

Aynı patlamalar, bu kez kutlama sesleriyle bastırılıyor.

İklim krizi, eğer zamana karşı işlenen büyük suçsa, dün geceden itibaren bir kez daha “gelecek zaman kipi”yle konuşulacak.

Ama felaket, çoktan “şimdi”ye yerleşmiş durumda.

Walter Benjamin’in “acil durum hâli” dediği, felaketin, beklenen değil; “yaşanan şey” oluşu.

Yılbaşılar bu yüzden rahatlatıcı.

Çünkü felaketi bir yıl daha ileri itiyor.

O gece muhtemelen bazı şehirlerde havai fişekler patlarken, bazı şehirlerde sığınak sirenleri çalmıştır.

Çünkü aynı takvim yaprağı, farklı zamanlar üretiyor.

Bir vakitler gündelik gazeteler evlere çok girerken, yılın ilk günü piyango çekilişlerinin kazanan listeleri yayımlanırdı.

O gün yükselen tirajlar ertesi gün birden gerilerdi.

Düşünülen gerekçe şuydu: Yılbaşı gecesi eğlencelerinin bitişiyle başlayan kitlesel gerçeğe dönüş, ikramiye kazanma ümitlerinin de kalmayışıyla bir çökmeye dönüşüyordu.

Savaşın ortasındaysanız da, takvim bir düzenleme aracı olmaktan çıkar, yalnızca ‘hayatta kalınan günleri’ saymanın başka bir adı olur.

Yine de küresel dil, bu eşitsizliği örtmekte ustadır: “Yeni bir başlangıç.”

Deniz sakin burada, Bodrum kalesi yerinde. Taşlar bin yıldır burada, insanlar........

© T24