Sevim koş! AB dağılıyor, Pakistan’la Suudilere kefil oluyoruz
Diğer
11 Ocak 2026
TRT’nin efsane dizisinde, pencereden mahalleyi izleyip demlenen Cemil’in dillere pelesenk olmuş repliğidir “Sevim koş!” seslenişi.
Kimi yorumcuların “Bakın ya, Avrupa mı kaldı. Avrupa Birliği bitti... bitti; yakında AB’nin yerinde yeller esecek” şeklinde içlerindeki sevinci gizleyemeyen sözleri bana Cemil’in repliğini hatırlatıyor.
Türk toplumunun her katmanında neredeyse yediden yetmişe Batı, Avrupa ve AB’ye karşı, kırgınlıkla kızgınlık karışımı gayet anlaşılır bir tepki var.
Türkiye’nin Avrupa-AB’yle inişli çıkışlı ilişkilerinde hangi taraf haklı, hangi taraf haksız muhasebesine girersek aslında her iki tarafın da hatalı olduğu sonucuna varırız. Bir tarafın öteki tarafa göre daha haklı ya da haksız olmasına dair kesin bir yargı, önümüze bakarken yapılacak değerlendirmeler açısından vakit kaybıdır.
Adını koyalım, Avrupalı karar vericiler hiçbir zaman Türkiye’yi AB’nin bir parçası olarak görmeyi kabullenemedi. Bu isteksizliğe rağmen zaman zaman açılan fırsat kapılarını ise Türkiye değerlendiremedi.
Avrupa demokrasileri ve Avrupa Birliği, Soğuk Savaş sonrası en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Bu durum, Türkiye’nin için için sevinip 'beter olun' deyip, çekirdek çitleyerek seyredeceği bir süreç değil.
Sade vatandaşın, Avrupa’yı yerden yere vurup iç serinletme lüksü olabilir.
Kanaat önderleri ve siyasetçilerin ise AB’nin yaşadığı sarsıntılar karşısında olası senaryolarla ilgili Türkiye’nin ne yapması gerektiğine kafa yorması gerekir.
AB’nin dağılacağı senaryosu ne kadar gerçekçi? Şimdiye kadar AB, içine sürüklendiği krizlerden güçlenerek çıkmayı başarabildi. Bu kez başarısız mı olacak? Ya da krizden çıkma süreci daha mı uzayacak?
Grönland nedeniyle ABD ile AB arasında yaşanacak bir kırılmada Türkiye taraf olacak mı? Yoksa dengeleme siyaseti mi izleyecek? İzleyebilir mi, izlemeli mi?
Öte yandan büyük güç rekabeti karşısında, orta sıklet bölgesel güçlerin mini ittifaklar yapma ihtiyacının artacağı beklentisi var.
Acaba bu beklenti mi Ankara’yı Suudi Arabistan ve Pakistan’la ortak bir savunma mekanizmasına dâhil olmaya itiyor?
Bloomberg’de yer alan bir habere göre Türkiye, Suudi Arabistan ile Pakistan’ın savunma paktına girmeye hazırlanıyor.
İsrail’in Katar’ı vurmasına ABD’nin seyirci kalması üzerine Suudi Arabistan, Pakistan’ın nükleer gücünden yararlanmak amacıyla Eylül 2025’te savunma anlaşması imzalamıştı.
Anlaşmaya göre, NATO’nun beşinci maddesi gibi, taraflardan herhangi birine yapılan saldırı her ikisine yapılmış bir saldırı olarak görülecek.
CHP İstanbul milletvekili Namık Tan, sosyal medya hesabında konuyu gündeme getirerek şu paylaşımı yaptı:
“İktidar;
İsrail'in Yunanistan ve GKRY ile üçlü savunma anlaşmasına karşılık Suudi Arabistan ve Pakistan ile bir ‘karşı’ üçlü savunma paktı kurmayı,
İsrail'den algıladıkları........
