menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

90'lara damga vuran Kelepir Kitabevleri: Her eve kitap, korsana son

36 7
05.01.2026

Diğer

05 Ocak 2026

İnsanlar, yakın geçmişi kişisel tarihlerinden anımsadıklarıyla tarif etme eğilimindedir. Batman’da yaşayan yurtsever biri 90’ları, tüyler ürpertici faili meçhullerle anlatırken aynı yıllar bir sahil kasabasında eğlenceli yaz aşklarının fon müziği ya da fırlayan dolar karşısında her şeyini bir gecede kaybeden tüccar için ekonomik yıkım olarak imler. Oysa 90’lar, nerede ve nasıl yaşadığınızdan bağımsız olarak, Türkiye’nin kabuk değiştirdiği, sarsıcı bir dönüşümün tüm sancılarını içinde barındıran kritik eşiklerdendir.

12 Eylül askeri darbesinin yarattığı ağır toplumsal gerilim ve istikrarsız ekonomik yapının ardından 80’lerin sonu ve 90’larda ortaya çıkan görece refah ortamı, ülkenin pek çok modern ilkle tanıştığı baş döndürücü bir süreç olarak tarihe geçti. Gelişmeler gayet şaşaalıydı. Bu gürültünün altından işleyen devinim, her gün hayatımıza yeni kavramlar katıyordu. İnternet çağının henüz farkında değildik ama tüm bu değişimler, şüphesiz bugünkü modern Türkiye’nin hazırlık reçetesiydi. Bu süreci meselenin özel bir yerinden, yayıncılık alanında kültürün sokağa indiği noktaya bakarak incelemek ilginç bir başlangıç olabilir düşüncesindeyim.

Kelepir Kitabevleri, Türkiye’nin kültür tarihinde hakkı teslim edilmemiş, üzerinde pek kalem oynatılmamış bir oluşum olarak duruyor. Bu dosya ile o günlerin kayıt dışı kalmış entelektüel heyecanını bugünün belleğine nakşetme çabasındayım. Kitapların kahve fincanlarının yanında henüz dekor niyetine durmadığı, üzerine konuşulduğu o günlere dönüyoruz.

Kelepir Kitabevleri, İstanbul’da Afa, 6.45, Cem, Hil, Kaynak, Nesin ve Oğlak yayınevlerinin sahipleri tarafından 90’lı yılların ortasında hayata geçirildi. Her biri yayıncılık dünyasında çok nitelikli işlere imza atan, sahiplerinin kitap tutkunu olduğu bağımsız kültür kurumlarıydı.

Aslında Kelepir, kendisinden bir adım önce hemen hemen aynı ekip tarafından kurulan DADA (1995) yani “Dağıtımdan Dağıtım” projesinin stratejik devamıydı. DADA, o esnada artık kronik problem haline gelen kitap dağıtımı sistemine alternatif, yenilikçi bir model olarak yola koyuldu. Amaçları düşme eğilimi gösteren satışları canlandırarak kitapçıları, zamanında ve okurları istedikleri kitaplarla buluşturmaktı. Bu nedenlerle dağıtımda o ana dek el yordamıyla ilerleyen süreç yerine ilerici, kuralları olan bir model kurguladılar.

Bu sürecin hemen akabinde aynı ekip, yayıncıların depolarında maliyet üreten ve atıl duran stokları hızla nakite çevirmenin bir formülünü buldu: Kelepir Kitabevleri.

İsminden de anlaşılacağı üzere, kitabın ulaşılabilir kılınması adına çok uygun fiyat politikasıyla kitap satmak için açılan kitabevleriydi. Bu ticari fikir, ilk başta bazı kitapların satış maliyetinin yaklaşık ’una denk gelen rakamlarla satılmasını sağlayan radikal bir kararla ortaya çıkmıştı. Kısacası Kelepir etiketi, yayıncı için depoları hızla boşaltmak amacıyla üretilen bir kriz çözümüydü. Ancak okur için bu, entelektüel altın madenine erişim anlamına geldi.

İlk olarak İstiklal Caddesi’nin ara sokaklarından........

© T24