Paylaşım savaşına dahil olmayı bir halk nasıl önler?
Bu köşede uzun süredir bir emperyalist paylaşım savaşı olasılığının yükselmesi üzerine yazıyoruz. Ama hiç bu kadar savaşa yakın olmamıştık. Veya zaten çıkmış olan savaşın yayılmasına bu kadar ramak kalmamıştı.
İngiltere bir süredir Ukrayna’ya Rusya içlerini vurabilecek orta menzilli bir füze olan Strom-Shadow’u temin ediyor. Rusya buna karşılık İngiliz askeri üslerini vurmaktan bahsetmeye başlamıştı, bu hafta ise vuracağını açıkladı. İngiltere ise sanayi koordinasyonu, yakıt sıkıntısı, iletişim kablolarını koruma gibi başlıklarda savaş hazırlığı yapmaya başladı.
Avrupa’nın çeşitli ülkeleri halka erzak ve su depolama çağrısında bulunuyor. Yeni NATO üyesi İsveç ve Finlandiya’da da asker sayısını çoğaltma, savaşa sivil hazırlık gibi konular öne çıkarken Polonya ve Baltık ülkeleri sınırda tahkimatları artırtıyor, savunma hatları hazırlıyorlar.
Savaşın Avrupa’ya yayılması durumunda Türkiye’nin savaşın dışında kalması mümkün gözükmüyor.
Türkiye’nin öte yandan ABD ve İsrail adına müphem Mekke Anlaşmasını imzaladıktan sonra Yemen’de Husilere karşı savaşa girme riski çok artmış durumda. Çözüm süreci ile birlikte Türkiye’deki Kürt siyaseti İran’a karşı savaşa girme niyetini her geçen gün daha çok açık ediyor.
Bunlar bilinmeyen konular değil. Biz bu yazıda tekellerin, patronların çıkarı için savaşa sürüklenmekten bir halk kendisini ve ülkesini nasıl korur diye bakalım.
Korumuş mudur hiç, evet, özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası Sovyetler Birliği’nin varlığı ve birçok ülkede işçi sınıfının örgütlü gücü ve siyasi düzeyinin savaşların yayılmasını engellediğini söyleyebiliriz. Emperyalizmin doğasında olan rekabetin savaşla sürmesi olgusu 50-60 yıl boyunca bu şekilde engellenebildi.
Şimdi ise engellemenin zorluklarla dolu olduğu bir dönemdeyiz. Avrupa’da emekçi sınıflar savaşın maliyetini ödemeye başladılar. Bir yandan askeri harcamalar için sosyal........
