menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin 'mecburuz' siyaseti

5 0
previous day

Oy tercihleri söz konusu olduğunda, her ölçekte genel ve yerel seçimleri içine alan o malum mecburiyet hissi ne kadar yaygınlaştı, öyle değil mi? Seçmen değil, mahkûmlardan söz ediyoruz sanki. Özellikle gençler için ne kadar acı bir tablo bu. Pek çoğu, belki de hayatlarında en fazla özgüven kazanmaları gereken dönemde, tabiri caizse ters ayakta yakalanıyor. Göğsünü gere gere “Bu partiye oy verdim, çünkü savunduğu fikirler benim dünya görüşümle örtüşüyor” diyeni mumla arayacak noktaya geldik. “Öteki daha kötü” diyerek, burnunu kapatıp oy veriyor millet.

İnanın ki bu sadece CHP seçmenine özgü bir durum da değil. AKP’ye oy veren milyonlarca işçinin, çiftçinin içinde de benzer bir “Fark ediyoruz ama ne yapalım?” duygusu hâkim. Kimse kendi partisinin kadrolarına, dürüstlüğüne, ahlaki temizliğine tam anlamıyla kefil olamıyor. Siyasetten anlaşılan artık çoğunlukla bir şey savunmak değil; karşı tarafa saldırmak ve kendini mazur göstermek… Korku, nefret ve mecburiyet üzerinden yürüyen bir düzen bu. İnsanları kendi fikirlerinin arkasında durmaktan uzaklaştırıyor; hiç onaylamayacakları figürlere, siyaset esnafına, kalantorlara razı olmaya zorluyor.

İnsanlarla bire bir konuşunca bu daha net görülüyor. Oturup oy verdiği partinin programını tartışamıyorsun. “Sen neyi savunuyorsun?” diye sorunca başka, “Partin neyi savunuyor?” diye sorunca bambaşka cevaplar geliyor. Zaten ortada gerçekten bir parti mi var, yoksa ne zaman ne için çalıştığı belli olmayan devasa kampanya makineleri mi, o bile tartışmalı.

“Neden böyle?” diye soruyorsun. Hemen aynı cümleler geliyor: “Türkiye sosyolojisi”, “seçim matematiği”, “stratejik oy”… Kısaca ilkesizlik makyajlanıyor. İnsanlar savundukları değerlerin toplumda karşılık bulmayacağını........

© soL