Gazetecinin ‘gerçek’ inadı
İletişim kuramcısı O’Neil’e göre, gazetecilik “doğruyu söyleme” mesleği olarak tanımlanır. Değerli gazeteci arkadaşım, BirGün gazetesi yazarı Prof. Dr. Doğan Tılıç’ın “Utanıyorum Ama Gazeteciyim” isimli kitabında (İletişim Yayınları, 1998) böyle bir tanım söz konusudur.
Daha geniş ve kuramsal bir ifadeyle gazeteci, toplumdaki olayları nesnel bir biçimde aktarmak, vatandaşları doğru bilgilendirmek ve eleştirel nitelikteki yurttaşların oluşumuna katkıda bulunmak göreviyle yükümlü bir kişidir.
Ülkemizde Osmanlı’nın son döneminden bu yana basın kuruluşları ve gazeteciler çeşitli baskılar altında kalmışlardır. İçinde yaşadığımız AKP döneminde de bu baskılar artarak devam ediyor.
24 yıllık AKP döneminde, önce medyanın mülkiyet yapısı değiştirildi, nerdeyse yüzde 95’i “havuz medyası” adı altında siyasal iktidarın kontrolünde yayın yapan organlar haline getirildi.
Ardından bir avuç kalan ancak bağımsız gazeteciliğin evrensel kurallarını benimseyen basın organlarına da idari para cezaları, RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) yaptırımları, gazetecilerine de şafak operasyonlarıyla gözaltı ve gerektiğinde tutuklama tedbirleri uygulanan bir süreç yaşandı ve yaşanıyor.
Basın özgürlüğünde 159. sıra
Türkiye, 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre, 180 ülke içinde 159. sırada bulunuyor. Yani, basın özgürlüğünde son sıralardayız.
Öte yandan TGC (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti) verilerine göre, 2025 yılında 72 gazeteci gözaltına alındı, 3 gazeteci de ev hapsiyle cezalandırıldı. Bu yılın ilk üç ayında ise 15 gazeteciye gözaltı işlemi uygulandı.
Son olarak BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı 22 Mart’ta, Alman yayın organı DW’nin (Deutsche Welle) Türkiye muhabiri Alican Uludağ da 20 Şubat 2026’dan beri cezaevinde bulunuyor. Tele 1 Genel Yayın........
