Bizi enkaz altında bırakmayacak kahramanlar nerede?
8 Ekim sabahı saat 05.40’ta İstanbul Maltepe Cevizli Mahallesi’ndeki yedi katlı binanın alt üç katı çöktü. Bu satırlar yazılırken beş kişinin hayatını kaybettiği, üçü çocuk on kişinin sağ çıkarıldığı açıklanmıştı.
Arama kurtarma görevlileri, sağlık çalışanları, itfaiyeciler, madenciler ve gönüllüler canlarını tehlikeye atarak enkaza giriyor. Enkazdan bir tuğla kaldıran, bir sese ulaşmaya çalışan herkes kahramandır. Emeklerinin karşılığı ödenemez.
Fakat bizim yalnızca enkazdan insan çıkaran kahramanlara değil, insanları enkaza hiç sokmayacak bir düzene ihtiyacımız yok mu? Çatlağı zamanında gören, kaçak katı tespit edip yıkım kararını uygulayan, binanın değişen yükünü kayda geçiren, riski bilimsel yöntemle belirleyen, güçlendirmeyi finanse eden ve tehlikeli yapıyı insanlar içindeyken boşaltanlara da ihtiyacımız yok mu?Daha doğrusu bunların kahramanlık sayılmadığı, kamu görevinin olağan gereği olduğu bir ülke hayalimiz olmasın mı?
Bina çöktükten sonra arşiv açıldı.
Binanın 1987’de yapıldığı açıklanıyor. Ancak yapının ruhsat ve kaçak kat geçmişine ilişkin ilk bilgiler dahi birbiriyle uyuşmuyor. Maltepe Belediye Başkanı, iskândan sonra üstteki iki katın kaçak yapıldığını söyledi. İBB Başkanvekili ise yapının bodrum, zemin ve iki kat olarak yapıldığını, üzerine sonradan dört kat eklendiğini açıkladı. BirGün’ün ulaştığını belirttiği kayıtlara göre 1989 ve 1990 yıllarında kaçak katlar için yapı tatil tutanakları düzenlenmiş, yıkım kararları alınmış; fakat kararlar uygulanmamış (açıklamalar ve arşiv bilgileri; Maltepe Belediye Başkanının açıklaması).Kaçak kat sayısına ilişkin bu çelişki soruşturmayla giderilmelidir. Fakat bugün bildiğimiz hâliyle bile tablo çarpıcı değil mi? Bina çöktükten sonra belediye arşivi açılıyor; ruhsatı, iskânı, kaçak katı ve eski kararları o zaman konuşmaya başlıyoruz. Otuz dokuz yıldır kullanılan bir yapının yapısal kimliğini, ancak altındaki insanlar enkazda kaldıktan sonra oluşturmaya çalışıyoruz.
Kaçak katın ve varsa başka etkenlerin çöküşteki etkisi bilimsel incelemeyle belirlenir. Ancak onlarca yıl önce tespit edildiği bildirilen imar aykırılıklarının giderilmemesi, çöküş nedeninden bağımsız olarak açıklanması gereken ağır bir kamu yönetimi sorunudur.
İhbar yoksa risk de mi yok?
Belediye Başkanı, bina hakkında daha önce bir ihbar bulunmadığını da söyledi. Bu açıklama, yalnız Maltepe’nin değil, bütün yapı güvenliği düzenimizin özeti gibi. Yurttaş ihbar ederse bakıyoruz; etmezse binanın güvenli olduğunu varsayıyoruz.
Oysa bir binadaki yapısal riski fark etmek sıradan yurttaştan beklenemez. Kiracıdan beton dayanımını, kolon-kiriş düzenini, ruhsat eki projeyi, ilave katın taşıyıcı sisteme etkisini veya çatlağın yapısal olup olmadığını değerlendirmesini istemek mümkün değildir. İnsanlar devlete tam da tek başlarına taşıyamayacakları bu bilgi ve denetim yükünü devrettikleri için vergi öder, ruhsata, iskâna ve belediye kaydına güvenir.
İnşaat Mühendisleri Odası 21 Temmuz 2026’da açıkça sordu: “Riskli yapıların belirlenmesi için neyi bekliyorsunuz?” Oda; ülke çapında dinamik bir Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulmasını, yapıların bütün yaşam döngüsü boyunca izlenmesini ve periyodik yapı kontrolünün bu sistemin parçası olmasını istedi. Tadilatların, kullanım değişikliklerinin ve her türlü müdahalenin kayda alınmasını özellikle vurguladı (İMO’nun yapı stoku ve periyodik kontrol çağrısı).
İMO, Maltepe’deki çökmeden yalnız on beş gün önce yaptığı başka bir açıklamada da güvenli yapılarda yaşamanın ve yaşadığımız, satın alacağımız veya kiralayacağımız yapının güvenli olup olmadığını bilmenin anayasal bir hak olduğunu hatırlattı. Farklı kurumlarda bulunan yapı verilerinin bütünleşik bir sistemde birleştirilmesini ve yurttaşın erişimine açılmasını istedi (İMO’nun 23 Eylül 2026 tarihli açıklaması).
Maltepe’de olan, bu iki açıklamanın ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Envanter, belediye arşivindeki eski dosyaların toplamı değildir. Binanın ruhsatını, projesini, fiilî kat sayısını, kullanımını, kaçak eklentilerini, alınmış fakat uygulanmamış kararları, hasar ve çatlak ihbarlarını, güçlendirmeleri ve bütün müdahaleleri tekil bina kimliği altında birleştiren, sürekli güncellenen bir kamu hafızasıdır.
Bu hafıza yoksa periyodik denetim kördür. Periyodik denetim yoksa envanter kısa sürede eskimiş bir fotoğrafa dönüşür. Maltepe’de binanın kaçak kat sayısını çöküşten sonra dahi tartışıyor olmamız, bu eksikliğin teorik değil, ölümcül olduğunu gösteriyor. “Nede Enkaz Altında Kaldık?” sorusuna cevap aradığım yazı dizisinin ikinci yazısında buna “kanlı piyango” demiştim: Hangi binanın tehlikeli olduğunu belirlemeyi depreme veya kendiliğinden çökmeye........
