We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Tarikat-cemaat-devlet: Sert laik ezberle de olmuyor, liberal ezberle de...

38 0 0
26.08.2019

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) ilgili raporuyla birlikte, her devrin gözde tartışma konusu tarikatlar ve cemaatler bir kez daha gündemimizde... Tartışma, bu oluşumların özellikle, a) toplumsal meşruiyetleri, b) laik bir devletteki temsil hakları noktalarında odaklanıyor.

Kolayca anlaşılabileceği gibi birinci tartışma daha çok tarikat ve cemaatlerin toplumsal meşruiyetlerini kabul etmeyen sert laik çevrelerde rağbet görüyor.

Tarikatların ve cemaatlerin laik bir devletteki temsil hakları tartışması ise, onların toplumsal meşruiyetlerine bir itirazı olmayan muhafazakâr, liberal ve demokrat çevreleri ilgilendiriyor. Fakat ilginç bir biçimde gündem olan son tartışmada bu topa sadece muhafazakârın girdiğini, liberallerin ve demokratların konuya “cıs” muamelesi yaptığını görüyoruz.

Bence bunun nedeni, Gülen Cemaati’nin devlet içindeki varlığının ortaya çıkmış sonuçlarına bağlı olarak tarikatların ve cemaatlerin devletteki temsillerine dair eski liberal ve demokrat çözümlerin yetersiz kalması ve yeni bir çözümün önerilememiş olması...

Ben bu yazıda özellikle tarikatların ve cemaatlerin devletteki temsili konusunda liberallerin ve demokratların sergilediği paralize olma hali üzerinde duracağım. Fakat ondan önce, son birkaç haftada televizyonlarda yoğun bir biçimde dile getirilen sert laik “çözüm”ün ne olduğunu kısaca hatırlayalım...

Yasaklayınca yok olurlar mı?

Seküler-sol çevreler (daha fazla ilerlemeden istisnaları hariç tuttuğumu, fakat onların genelleme yapmayı engellemeyecek kadar az olduğunu belirteyim), kabaca tarikatların ve cemaatlerin kapitalizm ve modernlik öncesi yapılar olduğunu; bireyi ezerek demokrasinin, ümmeti öne çıkartarak ulus devletin gelişiminin önünde engel oluşturduklarını, dolayısıyla yasaklanıp ezilmeleri gerektiğini savunuyorlar.

Tarikatlar ve cemaatlerle ilgili bu kesin “çözüm” önerisinin en ilgincini 16 Ağustos akşamı Habertürk televizyonunda izledim. “Enine Boyuna” adlı programın tartışmacılarından, eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekili Barış Yarkadaş, tarikat ve cemaatlerin neden ezilmeleri gerektiğine dair önerisini başlıca üç argüman üzerinden temellendirdi. Birincisi: Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz” demişti... İkincisi: Gerçek İslam’da (yani Hazreti Muhammed döneminde) bölünme yani tarikat yoktu, her şey onun ölümünden sonra olmuştu, zaten İslam’da tarikat ve cemaatlerin olmadığı “Allah’ın ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin” diyen Âl-i İmrân suresinden de belliydi, üçüncüsü: Nitekim Atatürk de Elmalılı Hamdi Yazır’a yaptırdığı kuran tefsiriyle bu gerçeği Müslümanlara bir kez daha göstermişti...

Türkiye’de laikliği bir devlet-yönetim modeli olarak değil de bir ideoloji olarak benimseyenler, yüzyıllara sâri bir toplumsal olguyu “çağa uymuyor”........

© Serbestiyet