menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Diyalektiğin ve tarihin savunusu: Nakajima’nın “insan doğası” eleştirisine yanıt

10 0
01.11.2025

Doç. Dr. Şafak Nakajima’nın “Evrimi Bilmeyen Devrim: Marx Neden Yanıldı?” başlıklı yazısı, Marksist teoriye yöneltilen klasik “insan doğası” eleştirisini, evrimsel psikoloji ve biyoloji perspektifiyle güncelleyerek sunuyor. Yazının oldukça sistematik ve provoke edici argümanlarını, Marksist bir perspektiften eleştirel olarak değerlendirmeniz mümkün olduğunu düşünüyorum.

Bu nedenle Nakajima’nın söz konusu yazısına dönük bu eleştiriyi birkaç ana eksende toplayabiliriz:

Nakajima’nın yazının en temel sorunu, Marksizm’in merkezine koyduğu diyalektik ve tarihsel materyalizm yöntemini yeterince dikkate almamasıdır.

İnsanın doğası Nakajima’nın anladığı gibi sabit değil, tarihseldir. Marx, insan doğasının sabit, ezeli ve ebedi bir “öz” olmadığını, tarihsel ve toplumsal ilişkiler tarafından şekillendirildiğini savunur. “İnsan doğası”nın kendisi, tarih içinde evrilen bir üründür.

Nakajima, yazısında, evrimsel psikolojinin işaret ettiği davranış kalıplarını (rekabet, statü arayışı vb.) adeta tarih-ötesi, değişmez sabitler olarak sunmakta ve Marx’ın bu temel argümanını görmezden gelmektedir.

Marx, insanın biyolojik bir varlık olduğunu reddetmez. Ancak onun analizinin odağı, bu biyolojik potansiyellerin belirli bir tarihsel anda (örneğin kapitalizmde) nasıl özgül toplumsal biçimlere (sömürü, yabancılaşma, aşırı rekabet) büründüğüdür. Örneğin, “statü arayışı” biyolojik bir eğilim olsa bile, ancak bu arayışın kapitalist toplumda kişisel servet biriktirme ve başkalarını sömürme üzerinden; feodal toplumda soyluluk unvanları edinme üzerinden; bir kabile toplumunda ise avcılık becerisi veya bilgelik üzerinden gerçekleşmesi farklıdır. Marx’ın eleştirdiği şey, bu eğilimlerin değil, onların kapitalist mülkiyet ilişkileri içinde aldığı yıkıcı ve yabancılaştırıcı biçimdir.

Nakajima yazısında sosyalizmin “yeni insan” yaratma projesini, insanın biyolojik doğasını tamamen silip atan ütopik bir proje olarak resmediyor. Oysa Marx, insanı yeniden yaratmaktan değil, insanın özünü yabancılaşmadan kurtarmaktan söz eder.

“Yeni insan” fikri Marx’ta değil, Lenin sonrası ideolojik sosyalizmde (örneğin Sovyet modelinde) gelişmiş bir slogandır.

Marx için hedef, “doğal........

© sendika.org