menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Akıl ve Kalp İttihadında Bütüncül Bir Medeniyet Projeksiyonunun Eğitim Sacayağı: Medresetüzzehra Üniversitesi

10 7
11.01.2026

Giriş

Türkiye’nin modernleşme serüveni, Tanzimat’tan bu yana “mektep-medrese” ikiliği üzerinden yürüyen bir zihniyet parçalanmasına sahne olmuştur. Bu ikilik, sadece eğitim kurumlarının farklılaşması değil, aynı zamanda toplumun ruh ve aklının birbirinden kopması anlamına gelmiştir. Bir yanda pozitivist-materyalist temelli seküler eğitim, diğer yanda ise değişen dünyanın fenlerinden kopuk kalmış, donmuş bir geleneksel eğitim yer almaktadır.

Bediüzzaman, İslam dünyasının geri kalış sebeplerini teşhis ederken eğitimdeki bu dikotomiye dikkat çeker ve Medresetüzzehra’nın bu dikotomiye son veren bir “üst kimlik” projesi olduğunu ve sadece bir binalar kompleksi değil, bir zihniyet dönüşümünün ifadesi olduğunu savunur. Ona göre, bir tarafta “aklın nuru” olan modern bilimler, diğer tarafta ise “vicdanın ziyası” olan din ilimleri bulunmaktadır. Medresetüzzehra, bu iki nehrin birleştiği bir “Şaddülarap” olacaktır.

1. EPİSTEMOLOJİK ENTEGRASYON: “ZÜLCENAHAYN” EĞİTİM FELSEFESİ

Bediüzzaman’ın eğitim felsefesinin kalbinde, bilginin parçalanmışlığına son verme iradesi yatar. Ona göre İslam dünyasındaki gerilemenin temelinde, medreselerin (din ilimleri) fenne kapanması ile mekteplerin (fen ilimleri) maneviyattan kopması yatmaktadır. O’nun meşhur formülasyonuyla; “Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.” (Münâzarat: 85)

İnsanlık, uzun asırlardır “bilen” ama........

© Risale Haber