menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayalimizin sinematografını nasıl çaldılar?

16 0
08.12.2025

"Harf inkılabı bir kültür soykırımıdır."
Prof. Dr. Teoman Duralı

Mürşidim, 29. Mektub'u, birşeyin 'imkansızlığını' göstermek için yazmış gibidir. Nedir? Şudur: "(...) âyâtın hakikî tercümesi mümkün müdür? Elbette değildir. Olsa olsa ya kısa bir meâl-i icmâlî veya âyetin her cümlesi için beş-altı satır tefsir yazmak lâzım gelir." Evet, bilcümle ehl-i sünnet ve'l-cemaat ulemasına göre, Allah hepsinden razı olsun, Kur'an'ın başka dile 'birebir tercümesi' yapılamaz. Hatta yapılana 'tercüme' dahi denemez. Ya? 'Meal' denir ki o da 'anlamca yoksullaşmış' manasına gelmektedir. O yüzden, Türkçe Kur'an tartışmalarına dair, Elmalılı Hamdi Yazır merhum da, Hak Dini Kur'an Dili isimli eserinde şöyle demektedir:

"Kur’an’dan bahsetmek isteyenler, onu, hiç olmazsa 'harekesiz olarak' yüzünden okuyabilmelidir. Mamafih, öyle kimseler görüyoruz ki, Kur’an’ı harekesiz olarak şöyle dursun, harekesiyle bile dürüst okuyamadığı halde, onun ahkâm ve maânisinden içtihada kalkışıyor. Öylelerini görüyoruz ki: Kur’an’ı anlamıyor ve tefsirlere 'Müfessirlerin te’vîlleri karışmıştır' diye onları da kaale almak istemiyor da, eline geçirdiği tercemeleri okumakla Kur’an’ı tetkik etmiş olacağını iddiâ ediyor. Düşünmüyor ki: Okuduğu tercemeye, âlim müfessirlerin te’vîli değilse, cahil mütercimin re’yi ve te’vîli, hatası, noksanı karışmıştır. Bazılarını da duyuyoruz ki: 'Kur’ân tercemesi' demekle ifâ etmiyor da 'Türkçe Kur’ân!' demeye kadar gidiyor. Türkçe Kur'an mı var be hey şaşkın!"

29. Mektub'un 4. Nükte'sinin ahirinde mezkûr cümleleri sarfeden Bediüzzaman Hazretleri, 5. Nükte'nin finalindeyse şunları söyler:

"(...) zihni cüz'î, şuuru kısa, fikri müşevveş, kalbi karanlıklı bazı insanların kelimât-ı tercümiyesi nasıl o mukaddes kelimat yerini tutabilir? Hattâ diyebilirim ve belki ispat edebilirim ki, herbir harf-i Kur'ân, bir hakaik hazinesi hükmüne geçer; bazan birtek harf, bir sahife kadar hakikatleri ders verir."

6. Nükte'ye de burada açtığı 'harf bahsini' misallendireceğini sezdirir şekilde şöyle başlar: "Bu mânâyı tenvir için, kendi başımdan geçmiş nurlu bir hali ve hakikatli bir hayali söylüyorum..."

Ve na'büdü'nün 'nun'u konusuna gelir. Malum, Fatiha sûresinde, mü'minler, "Ancak sana ibadet eder ve ancak senden........

© Risale Haber