menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazi, Şehit ve Nur’un İlk Kâtibi Bir Horhor Talebesi: Molla Habib-2

10 1
11.01.2026

Değerli dostlar! Bu yazımızda Molla Habib Ağabey’in İşaratül İ’caz eserine yaptığı kâtiplik ve hizmetleriyle Birinci Cihan Harbinde gösterdiği kahramanlığı ve şehit olmasını anlatmaya çalışacağız inşaallah.

Molla Habib Ağabey’in en önemli hizmetlerinden biri İşarat-ül İ’caz eserine yaptığı kâtipliktir. Molla Habib’in bu esere yaptığı kâtiplik eserin diğer kâtipleri Müküslü Hamza, Seyyid Şefik Arvasi ve Mehmed Mihri Helav ağabeylerinkinden biraz farklıdır. Habib Ağabey eseri hem Kürtçe, hem de Arapça yazarak kâtiplik yapmıştır. Konunun birinci derece şahitlerinden Müküslü Hamza Ağabey şöyle der: “Hazret-i Üstad, İşaratü’ül-İcaz tefsirini yazmadan önce, halka-i tedrisinde bulunuyordum. Kelâm-ı Kadimi eline alıp Kürdçe takrir ederdi. Hiçbir kitaba ve tefsirine bakmazdı. Arkadaşlarımızdan Molla Habib namında bir Efendi, Kürdçe not alırdı. Çok devam etmeden Harb-i Umumi başladı. Bediüzzaman Said Efendi muharebe esnasında cephe-i harbte mehaz olarak yalnız o notlara malik olduğu halde Elyevm Evkaf Matbaasında tabıyla iştiğal ettiğimiz o kitabı telif etmiştir.”1

“Bu Kürtçe yazılan notları bilahare Bediüzzaman Said Nursi savaş (Osmanlı Rus Harbi) meydanında, cephede, at sırtında yeğeni Ubeyd ile tekrar Arapça olarak yazar. Bu yazılanlar İşarat’ül İcaz adı ile bir kitap olarak basılır.”2

İșârâtü'l-İ'câz eserinin aslını teşkil eden notlar, bu bahsi geçen notlardır. Bu Kürtçe notlar, daha sonra Arapça'ya tercüme edilmiştir. Ve yıllar sonra da eserin müellifi Üstâd Bediüzzaman'ın emri üzerine kardeşi Abdülmecid Ünlukul Ağabey, tarafından Türkçe'ye tercüme edilmiştir.3

Abdülkadir Badıllı Ağabey bu Kürtçe notlar konusunda şu bilgileri aktarır: “Harb-i umumîde en müdhiş bir vaziyete giriftar olmuştum. İşarat-ül İ’caz’ın müsvedde-i evvelisi düşmanın elinde parça parça olmuştu... {Osmanlıca Lem’alar sh: 870 –Mustafa Gül yazısı, İlk Teksir, 1. Baskı–}”4 Yazar Abdulkadir Çelebioğlu konu ile ilgili olarak şunları yazıyor: “Bu ifadelere bakılır ise "İşârâtü'l-İ'câz'ın müsvedde-i evvelisi"nden kastın ilk olarak Kürtçe alınan notlar olduğu söylenebilir. Ve onlar da "düşmanın elinde parça parça olmuştu..." Yahut İșârâtü'l-İ'câz eserinin Arabî notlarının ilk müseveddeleri de kastedilmiş olabilir. Diğer bir ihtimal de 1. Cihan Harbi'nde bu Kürtçe notlar ya cephede kaybolmuş veya eser Arapça'ya dönüştürülüp bastırıldıktan sonra o notlara ihtiyaç duyulmadığı için, bir yere kaldırılmıştır. Zamanla da unutulup gitmiş olabilir. O Kürtçe notların başka nüshası var ise ve ortaya çıkarsa Kur'ân-ı Kerîm'in İ'câz'ı hususunu Kürtçe olarak ele alan alanında nâdir bir eser olacağı muhakkaktır.”5

Molla Habib Ağabey, Horhor Medresesi’nde Seyyid Şefik Arvasi ile birbirlerini çok severler. Üstad onları kendisiyle kardeşi Abdülmecid gibi görür. Üstad bu sevgilerinden dolayı İşarat-ül İ’caz eserinde onlara şöyle hitap eder: “Ey Habib-i Şefik ve ey Şefik-i Habib! Ey Said-i Mecid ve ey Mecid-i Said! Rahmet-i İlahiyenin en latifi, en zarifi, en lezizi olan muhabbet ve şefkate bakınız.”6

Bediüzzaman’ın Molla Habib ile beraber İşarat-ül İ’caz’da andığı diğer bir talebesi de büyük savaşta beraber cihad ettikleri arkadaşı Ali Çavuş’tur (Aras). İlgili yer şöyledir: “Mesela ‘Habib’in ve ‘Ali’nin, büyük okyanus denizi ortasındaki bir adada bulunan bir dağın dibindeki bir taştan istifadeleri nasıl olacak?” Badıllı Ağabey ilgili yerdeki dipnotta şu açıklamayı yapıyor: “Bu iki zat, (Habib ve Ali) Hazret-i Müellifin Van’daki “Horhor” medresesinin talebelerindendir. Bunlardan ‘Habib’ ismindeki zat, İşarat-ül İ’caz eserinin ilk kâtibi Şehid Molla Habib olup, Birinci Cihan Harbinde 1916 başlarında, Gevaş kazasında Ruslarla çarpışırken şehid düşmüştür. Ali ismindeki zat ise, Üstadı Bediüzzaman'la birlikte gönüllü olarak harbe iştirak etmiş, o da esir düşmüş, nihayet kendi eceliyle 1968’de Van’da vefat eyleyen Çoravanisli Ali Çavuştur. Rehimehümellah.”7

Bediüzzaman Said Nursi’nin Birinci Cihan Harbi’ne gönüllü talebe ve milislerle katılmasına dair Doç. Dr. Mehmet Emin Üner şu bilgileri aktarıyor:

“Kafkas Cephesi açılırken Bediüzzaman Said Nursi’den bir milis kuvveti kurması istendi. Bunun üzerine Bediüzzaman Said Nursi, kısmen kendi talebelerinden oluşan bir milis kuvveti teşkil etti ve komutanlığını üstlendi. Ancak bu teşkilatlanmanın kesin tarihi bilinmemektedir. Bununla birlikte, söz konusu milis kuvvetinin Van’a geri dönüşünden ve şehrin boşaltılmasından hemen sonra, Rus işgalinden kısa bir süre önce kurulmuş olması muhtemeldir.

“Bazı kaynaklara göre, Bediüzzaman Said Nursi’den bu yönde talepte bulunan kişi bizzat Başkomutan Vekili Enver Paşa idi. Enver Paşa’nın Kafkas Cephesi’ni ziyaret etmek amacıyla bölgeye geldiği sırada, muhtemelen Said Nursi’nin Pasinler’de gösterdiği kahramanlıklardan haberdar olduğu ve onu önceden de tanıdığı için, halktan toplanacak gönüllülerden oluşan bir milis alayı kurmasını teklif ettiği anlaşılmaktadır. Bölgenin etnik yapısını ve coğrafi şartlarını dikkate alan Said Nursi, bağımsız hareket edecek milis kuvvetlerinin düzenli ordudan daha etkili olacağını düşünerek bu teklifi kabul etmiştir.

“Said Nursi, daha sonra kaleme aldığı Emirdağ Lâhikası adlı eserinde, Birinci Dünya Savaşı’ndaki........

© Risale Haber