menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İhlas Suresi Üzerine Bir Mülahaza

293 0
04.09.2026

Bismillâhirrahmânirrahîm.

“De ki: O Allah birdir. Allah Samed’dir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi değildir.”

Kur’ân’ın yüz on ikinci sûresi yalnızca dört âyettir. Fakat bu dört kısa âyet, insan zihninin Allah hakkında düşebileceği hemen bütün büyük yanılgıların önünü keser. Allah kaçtır? Allah’ın bir başlangıcı var mıdır? Bir şeye ihtiyaç duyar mı? Kendisinden başka ilâhlar meydana gelir mi? Evrenle aynı cinsten midir? Bir şeye benzer mi? İnsan Allah’ı gördüğü, bildiği varlıklara kıyaslayabilir mi?

İhlâs sûresi bütün bu soruların karşısına dört cümleyle çıkar.

Allah’ı yaratılmışlardan hareketle ölçmeyin. Çünkü O, yaratılmışlardan biri değildir.

Allah birdir; fakat sayıların biri gibi değil

Sûre, “Kul hüvallahu ehad” diye başlar:

“De ki: O Allah, Ehad’dir.”

Buradaki birlik, yalnızca matematikteki “bir” değildir. Bir elmanın yanına ikinci elmayı koyabilirsiniz; iki elma olur. Bir insanın yanına başka bir insan gelir; iki insan olur. Çünkü bunların hepsi kendi türlerinin fertleridir.

Allah’ın “bir” oluşu böyle değildir.

O’nun ikincisi düşünülemez. Benzeri bulunamaz. Parçalardan meydana gelmez. Başka varlıklarla aynı kategoriye girmez.

Bu sebeple Allah’ın birliğini yalnızca “Bir tane Allah vardır” şeklinde anlamak eksik kalır. Tevhid bundan çok daha derindir:

Varlığın mutlak kaynağı birdir. Mutlak kudret birdir. Mutlak irade birdir. Mutlak hâkimiyet birdir.

Eğer iki mutlak irade bulunsaydı, ikisinden biri diğerinin iradesini sınırlayabilirdi. Sınırlanan ise artık mutlak olamazdı.

İhlâs sûresi daha ilk âyetinde insan zihnini çoğulluktan kurtarıp tek merkeze yöneltir.

İkinci âyet yalnızca iki kelimedir:

Fakat belki de sûrenin bütün anlam dünyası bu kelimede toplanmıştır.

Samed; hiçbir şeye muhtaç olmayan, fakat her şeyin kendisine muhtaç olduğu demektir.

Bir an kendi hayatımıza bakalım.

İnsan birkaç dakika havasız yaşayamaz. Susuz kalırsa bedeni çöker. Yemek ister. Uyku ister. Isıya muhtaçtır. Dünyanın çekim kuvvetine, atmosferine, güneşe, toprağa muhtaçtır. Kalbinin çalışmasına, damarlarından kan geçmesine, hücrelerinin oksijen........

© Pusula Gazetesi