menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İklim Bilimi Komplo Teorilerine Kurban mı Gidiyor?

17 0
08.05.2026

İklim Bilimi Komplo Teorilerine Kurban mı Gidiyor?

İklim Bilimi Komplo Teorilerine Kurban mı Gidiyor?

Gelirlerini ve geçimlerini petrol endüstrisinden sağlayan devletler, petrol şirketleri ve plastik sanayii gibi sektörler konu kendilerine gelmesin diye yağmur ve yağışı radara, hayvancılığa ve ekolojik ayak izne bağlamayı tercih edip manipülasyon yapıyorlar. Çünkü, şimdiye kadar petrol sanayisi sürekli negatif sübvansiyonlardan faydalandılar. Bu kuruluşlar kömür, petrol ve doğalgazı yerin altından çıkarırken katlanmaları gereken çevresel maliyetlere katlanmadılar.

İran’ın yakın çevresindeki ABD, İsrail ve Körfez ülkelerindeki radarları vurması ve yağmurların yağmaya başlamasının aynı zamana denk gelmesi bir tartışmayı alevlendirmiş görünüyor. Meğer ABD ve müttefikleri yıllarca bizim yağmurlarımızı çalıyormuş! 

Acaba bu doğru olabilir mi? 

Bir ülke, ellerindeki herhangi bir teknolojik güçle bir ülkenin ya da bir bölgenin yağmurunu artırabilir veya azaltabilir mi? 

Neden aktüel dil neredeyse her zaman bilimsel dile galebe çalıyor? 

Neden mesnetsiz ve delilsiz konuşanlar yıllarca süren gözlem ve çalışmalarla ortaya konan bilgileri kısa zamanda gölgede bırakabiliyor? 

Aktüel dil ile bilimsel dil neden nadir de olsa aynı atmosferde buluşamıyor? 

Bu sorduğum soruların cevabı kuşkusuz birçok bilim dalını ilgilendirmektedir. Maalesef bir örneğini de ilkbaharın gelmesiyle son zamanlarda aralıksız şekilde yağan yağmurların, savaş dolayısıyla radarların vurulmasına bağlayan komplocu dilde de görmüş olduk. Bir tarafta iklimin değiştiğini iddia eden, eğer önlem alınmazsa orta ve uzun vadede dünyanın felakete sürükleneceğini iddia eden bilimsel gerçekler, diğer yanda kısa süreli yaşanan hava olaylarının sebebini savaşa ve radarların bombalanmasına bağlayan bakış. Bir tarafta onlarca yıllık çalışmalar ve verilerle, biraz da mütereddit bir tarz ve üslüpla bütün insanlığı uyarmaya çalışan iklim bilimciler, diğer tarafta çalakalem, hesapsız ve delilsiz bir şekilde, zamanın ruhuna uygun kurulan aktüel, kendinden emin ve popüler dil. Biz bu dile tarih, ekonomi çalışmalarında, medya dilinde, sözel kültürde rastlardık, ancak şimdi iklim bilim yazınına da bulaşmış görünüyor. 

Okuyup yazmayı çok da sevmeyen ülkelerde komploculuğa yaslanan popüler dilin epeyce alıcısının olduğunu biliyoruz, lakin bu bakış açısı sadra şifa olacak gibi görünmüyor. Hatta dünyamızın iklimsel değişmeye verdiği bir tepkinin yanlış yorumlanması ile alınması gereken önlemlerin gecikmesine de sebebiyet verdiği için masum da değil. Bu dilin bu kadar etkili olmasında kanaatimce en belirleyici olan unsurlardan birisi kifayetsiz muhterislerde çokça görülen, kendinden emin ve keskin dilse, bir diğer unsur da iklimin yavaş ve azar azar değişmesidir. Söylencelere inanma eğiliminde olanlar etkilerinin uzun vadede hissedildiği iklim değişikliği ile yağmurların aralıksız yağması arasında zayıf olan ilintidense radarların vurulması ile yağmurların yağmaya başlaması arasında olmayan ilintiye inanmayı yeğlemeleridir. Güneşe hasret kalan ve bir an önce sıcakların gelmesini bekleyen insanların........

© Perspektif