menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Britanya İki Partili Siyaseti Geride Bırakıyor

13 0
12.05.2026

Britanya İki Partili Siyaseti Geride Bırakıyor

Britanya İki Partili Siyaseti Geride Bırakıyor

Birleşik Krallık siyasetinde bir yüzyıldan uzun süredir hâkim olan iki partili Westminster sistemi, yani İşçi Partisi ile Muhafazakâr Parti düopolisi, çözülmeye başlıyor gibi görünüyor.

7 Mayıs’ta Birleşik Krallık genelindeki seçmenler yeni yerel meclisleri, belediye yönetimlerini ve yetki devredilmiş ulusal hükümetleri seçecek. Bu seçimler — onlara Britanya’nın ara seçimleri demeyin — sarsıcı sonuçlar doğurabilir.

Birleşik Krallık siyasetinde bir yüzyıldan uzun süredir hâkim olan iki partili Westminster sistemi, yani İşçi Partisi ile Muhafazakâr Parti düopolisi, çözülmeye başlıyor gibi görünüyor. Düzen karşıtı duygu, Birleşik Krallık’ı oluşturan her parçada biraz farklı bir biçim alıyor; bu eğilimler bir araya geldiğinde Britanya’nın siyasi birliğini zayıflatabilir.

İngiltere’de İşçi Partisi ve Muhafazakârlar, sağda Nigel Farage’ın Reform UK partisine, solda ise Zack Polanski’nin ekososyalist Yeşiller Partisi’ne destek kaybediyor. Ayrılıkçı İskoç Ulusal Partisi (SNP), İskoçya’nın yarı özerk parlamentosu Holyrood’da üst üste beşinci zaferine doğru ilerlerken, Reform bir zamanlar baskın parti olan İşçi Partisi’ni üçüncü sıraya itebilir. Son olarak Galler’de, merkez sol milliyetçi Plaid Cymru, Reform’la birlikte yükselişe geçmiş durumda.

Bütün bunları yerli yerine oturtmakta fayda var. 1997 genel seçimlerinde İşçi Partisi ile Muhafazakârlar birlikte 23 milyondan fazla oy aldı; bu, Birleşik Krallık genelindeki tüm oyların yüzde 74’üne denk geliyordu ve SNP ile Plaid dahil küçük partilere toplam oyun ancak dörtte birinden biraz fazlasını bırakıyordu. O sırada aşırı sağcı Reform diye bir parti yoktu, Yeşiller ise marjinaldi. Bugün İşçi Partisi ile Muhafazakârlar anketlerde sırasıyla yalnızca yüzde 15 ve yüzde 16’da görünüyor. Buna karşılık Reform yüzde 25’e, Yeşiller ise yüzde 21’e ulaşıyor.

Başka bir deyişle, Tony Blair’in 1990’ların sonundaki dönüm noktası niteliğindeki İşçi Partisi zaferinden yaklaşık otuz yıl sonra, Britanya’daki oy verme kalıpları tanınmayacak kadar değişti. Bu değişimin başlıca siyasi kurbanı, kamuoyu nezdindeki itibarı yıldırım hızıyla çöken görevdeki İşçi Partili Başbakan Keir Starmer olacak.

Starmer, Temmuz 2024’te, 14 yıllık Muhafazakâr kötü yönetimin ardından Birleşik Krallık’ı “yenileme” sözüyle Downing Street’e girdi. O dönemde ülkeye kemer sıkmayı, Brexit’i ve başbakan olarak Boris Johnson ile Liz Truss’ı dayatmış olan tükenmiş Muhafazakâr muadilleriyle karşılaştırıldığında, İşçi Partisi lideri taze görünüyordu. Merkezci bir hukukçu, müesses nizamla güçlü bağlara sahip ve kurumsal yeterlilik itibarı olan Starmer, istikrarı yeniden tesis edeceğini ve kendi sözleriyle sıradan yurttaşların hayatlarına “daha hafif basacak” bir yönetim sergileyeceğini vaat etti. Bunun yerine yönetimi bir krizden ötekine savruldu.

Starmer göreve başladıktan kısa süre sonra Maliye Bakanı Rachel Reeves, milyarlarca sterlinlik bütçe açığını azaltmak amacıyla bazı Britanyalı emeklilerin devlet tarafından finanse edilen kış yakıt yardımlarını kesme planlarını açıkladı. İşçi Partili milletvekilleri isyan etti ve Reeves geri adım attı. Ancak o noktada Reeves, bu kez ikiden fazla çocuğu olan Britanyalı ailelerin ek sosyal yardım desteğine erişimini sınırlayan Muhafazakâr dönem reformu olan iki çocuk yardımı tavanını kaldırmayı reddetmesi nedeniyle, kendi partisiyle başka bir kavganın içindeydi. Reeves’in parti arkadaşları yine itiraz etti, o da geri adım attı; bu kesintilere onay vermiş olan Starmer ise........

© Perspektif