menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Körfez İçin Yeni Bir Düzen

5 0
yesterday

Körfez İçin Yeni Bir Düzen

Körfez İçin Yeni Bir Düzen

ABD-İsrail’in İran’la savaşı, Körfez devletlerini imkânsız bir konuma soktu. Ev sahipliği yaptıkları Amerikan güçleri, otellerinin ve enerji altyapılarının İran saldırıları altında kalmasının başlıca nedeni haline geldi. İran’ın askerî varlıkları ağır biçimde yıpranmış olsa da Tahran Körfez’i vurma kapasitesini koruyor. Hürmüz Boğazı üzerindeki hâkimiyeti de azalmış değil.

ABD-İsrail’in İran’la savaşı, Körfez devletlerini imkânsız bir konuma soktu. Ev sahipliği yaptıkları Amerikan güçleri, otellerinin ve enerji altyapılarının İran saldırıları altında kalmasının başlıca nedeni haline geldi. İran’ın askerî varlıkları ağır biçimde yıpranmış olsa da Tahran Körfez’i vurma kapasitesini koruyor. Hürmüz Boğazı üzerindeki hâkimiyeti de azalmış değil. ABD Başkanı Donald Trump, tırmanmaya ne kadar yatkınsa, zafer diye sunabileceği herhangi bir anlaşmayı kabul etmeye de o kadar yatkın. Her iki durumda da Körfez devletleri kaybediyor. Körfez liderleri, Washington’ın kendilerine hizmet edecek bir sonuç üretmesini beklemeyi bırakmalı. Bunun yerine böyle bir sonucu kendileri şekillendirmeye başlamalıdır.

Çıkış yolu, Körfez güvenliğini bir yüzyıldır yönlendiren varsayımı terk etmeyi gerektiriyor: Güvenliğin inşa edilecek bir kapasite değil, aracılık yoluyla temin edilecek bir meta olduğu varsayımı. Bu da Körfez devletlerinin, Washington’ın bunu onlar adına yapmasını beklemek yerine İran’la kendilerinin muhatap olmasını gerektirir. Körfez monarşileri ile İran arasında varılacak bir uzlaşma, bir antlaşma biçimini almalıdır. Bu antlaşmada ABD’nin Körfez üslerinden aşamalı askerî çekilmesi, kapsamlı bir bölgesel pazarlığın temel taşı olmalıdır. ABD’nin çekilmesi, İran saldırganlığının zorladığı bir geri çekilme değil, hesaplanmış bir hamle olur. İran onlarca yıldır ABD’nin Körfez’den ayrılmasını istiyor. Tahran bunu ve uluslararası yaptırımlarda aşamalı hafiflemeyi elde etmek için geniş kapsamlı tavizler sunacaktır: nükleer ve füze programlarına sınırlamalar, saldırgan tutumuna son verme ve komşularıyla diplomatik normalleşmeye doğru adımlar. Körfez içi ilişkilerde böyle sistemik bir sıfırlama, yeni bir bölgesel düzenin başlangıcına işaret eder. Bu, Körfez’in Vestfalya anı olur.

Ancak uzlaşma tek başına yeterli değildir. Körfez orduları savaş kabiliyeti için yeniden ayarlanmalıdır. Monarşiler onlarca yıldır güvenliklerini uluslararası ortaklara devretti. Silahlı kuvvetleri de bu düzenlemeyi yansıtıyor: Çoğu zaman bölgesel savunmanın sert gereklerinden çok, diplomatik mesaj verme ve ortaklıkları sürdürme amacıyla optimize edilmiş durumdalar. Bunun sona ermesi gerekiyor.

Dış hamiler Körfez çıkarlarına sık sık ihanet eder. Birleşik Krallık 1922’de Kuveyt topraklarının üçte ikisinden vazgeçti, 1960’larda Yemen’deki müttefiklerini terk etti ve 1971’de Körfez’den İngiliz güçlerini çekerken İran’ın üç Emirlik adasını ele geçirmesine razı oldu. Oysa İngilizler, bir biçimde yaklaşık 150 yıldır Körfez’de bulunuyordu. Washington’ın sicili de pek iyi değildir. 1979’da ABD, o dönemdeki başlıca bölgesel ortağı olan İran devrimle sarsılırken kenardan izledi. Arap Baharı sırasında Washington, Bahreyn ve Mısır’daki ortaklarına destek vermedi. 2019’da Suudi Arabistan’ın Abkayk’taki en büyük petrol rafinerisine İran destekli saldırıdan sonra Washington anlamlı bir tepki vermeyi reddetti. 2025’te ABD’nin kilit müttefiki Katar, İran tarafından ve ayrı olarak İsrail tarafından bombalandı. Bunun tek önemli istisnası, 1991’de Kuveyt’in Irak güçlerinden ABD öncülüğünde kurtarılmasıdır. Ancak Körfez liderleri bu örneğe fazla ağırlık veriyor. ABD, o anda tek kutuplu bir dönemde Amerikan çıkarlarına hizmet ettiği için müdahale etti. Bu olay, Körfez çıkarları ile Amerikan çıkarları bir sonraki kez ayrıştığında Washington’ın ne yapacağı konusunda pek az şey söyler.

Dış korumanın başarısızlığı daha derin bir sorunun yalnızca bir yönüdür. Körfez devletleri, Avrupa’nın yaşadığına benzer biçimde, askerî meselelerde ciddiyet eksikliğinden sık sık mustariptir. Bunun yerine ABD’nin kendilerini süresiz olarak koruyacağı yanılsamasının konforunda yaşarlar. Deniz ihracatına bu kadar bağımlı olan ve Hürmüz Boğazı’nda İran mayınlaması tehdidine bu kadar uzun süredir açık bulunan Körfez devletlerinin neden dünya çapında mayın avlama kabiliyetleri geliştirmediğini açıklayan hiçbir stratejik gerekçe yoktur. Bu deniz uzmanlığı neredeyse tamamen Birleşik Krallık’a ve ABD’ye bırakıldı. Bu kader belirleyici bir düzenlemeydi. Çünkü birincisi savaştan önce mayın avcılarını emekliye ayırdı; ikincisi ise tuhaf biçimde, İran’a karşı operasyonlara şubat ayında kendi mayın avcıları binlerce kilometre uzaktayken başladı. Her zaman olduğu gibi Londra ve Washington bu kararları Körfez devletlerine göre değil, kendi ihtiyaçlarına göre aldı.

Körfez orduları gerçek savaş kabiliyetleri inşa etmek zorundadır. Mükemmellik örnekleri mevcut. Birleşik Arap Emirlikleri’nin 2015’te Yemen’in liman kenti Aden’e yaptığı başarılı amfibi çıkarma, modern Arap askerî tarihinin en karmaşık operasyonuydu. Körfez füze savunma operatörleri de yetkindir; bunda dünyanın en çok savaş deneyimi yaşamış unsurları arasında olmaları da etkili. Uluslararası hamilerin işi onlar adına yapmadığı durumlarda Körfez orduları görevin üstesinden gelebileceklerini kanıtladı. Şimdi görev, bir sonraki kriz boşlukları açığa çıkarmadan önce bu örüntüyü genelleştirmektir. ABD güçlerinin ayrılması ise........

© Perspektif