Tanınma Krizi: İsrail’in Somaliland’ı Tanıması ve Somali’nin Toprak Bütünlüğü
İsrail’in Somaliland’ı tanıması, yalnızca Somali iç siyaseti veya Afrika Birliği’nin tanıma pratiği açısından değil, daha geniş anlamda Doğu Afrika dengeleri bakımından yeni bir kırılma noktası ortaya çıkarıyor. Somaliland, Kızıldeniz’e ve Aden Körfezi’ne açılan kritik konumu, görece istikrarlı iç yapısı ve fiili devlet niteliğiyle, uzun süredir bölgesel güçlerin sessiz rekabetinin merkezinde yer alıyor.
- ABDÜLKADİR TOK
- 2 Ocak 2026
İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararı, Somali’nin kırılgan devlet yapısının ve güvenlik sorunlarının devam ettiği, aynı zamanda Kızıldeniz hattında askerî ve siyasi gerilimlerin arttığı bir dönemde gündeme gelmektedir. Bu adım, Somali merkezi yönetiminin terörle mücadele, ekonomik kırılganlık ve kurumsal yeniden yapılanma gibi başlıklarla uğraştığı bir süreçte ortaya çıkmakta ve bu nedenle ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğü tartışmalarını doğrudan etkilemektedir. Kızıldeniz ve Aden Körfezi çevresinde enerji ve ticaret taşımacılığını hedef alan saldırıların yoğunlaştığı, deniz güvenliğinin yeniden tanımlanmaya çalışıldığı bir ortamda böyle bir tanıma hamlesi, zamanlama bakımından tesadüfî bir gelişme olarak değil, bölgesel denklemi dönüştürmeye yönelik planlı bir adım olarak değerlendirilmektedir.¹
Kararın bölgesel anlamı, Afrika Boynuzu’nun son yıllarda büyük güçler ve bölgesel aktörler arasındaki rekabetin merkezlerinden biri hâline gelmesiyle daha da belirginleşmektedir. Bölge, Babü’l Mendeb geçidine ve Hint Okyanusu’na açılan deniz yollarına yakınlığı nedeniyle hem ticaret hem de askerî lojistik açısından önem taşımaktadır. Bu nedenle bölgede atılan her yeni diplomatik adım, limanların işletilmesi, deniz üslerinin konumlanması ve güvenlik anlaşmalarının kapsamı üzerinde etkili olmaktadır. İsrail’in Somaliland’ı tanıması, bu çerçevede, yalnızca bir “ilişki başlatma” kararı olarak değil, Doğu Afrika’da yeni bir siyasi ağırlık merkezi oluşturma çabası olarak görülmekte, böylece Somali–Somaliland meselesi daha geniş bir jeopolitik rekabetin parçası hâline gelmektedir.²
Tanıma kararının zamanlaması, Somaliland’ın statüsüne ilişkin uzun süredir devam eden hukuki ve siyasi tartışmalarla da yakından bağlantılıdır. Somaliland, 1991’den bu yana kendi kurumlarını işletmekte, seçimler düzenlemekte ve fiilî bir idare kurmuş bulunmaktadır. Buna rağmen Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği düzeyinde Somali’nin toprak bütünlüğü temel referans olmaya devam etmekte, Somaliland ayrı bir devlet olarak tanınmamaktadır. İsrail’in tam da bu çizginin korunduğu bir dönemde tanıma yönünde adım atması, uluslararası düzeyde tanımanın sınırlarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirmekte ve Somali’nin uluslararası konumunu daha da hassas bir hâle getirmektedir. Böylece karar hem Somali iç siyasetinde hem de bölgesel dengelerde uzun süreli etkiler üretebilecek bir kırılma noktası olarak belirmektedir.³
İsrail Neden Tanıyor? Stratejik Gerekçeler ve Türkiye’ye Karşı Hamle
İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararının arkasında, öncelikle Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu çevresinde şekillenen güvenlik kaygıları ile deniz ticaret yollarını kontrol etme isteği bulunmaktadır. Kızıldeniz’deki gerilimler, Yemen’deki çatışmalar ve deniz taşımacılığını hedef alan saldırılar, İsrail açısından deniz hatlarının korunmasını daha kritik hâle getirmektedir. Somaliland’ın kıyı şeridi, Aden Körfezi ve Babü’l Mendeb geçidine yakın konumu nedeniyle, İsrail’e bu bölgede siyasi ve güvenlik odaklı yeni bir temas noktası sunmaktadır. Bu çerçevede tanıma kararı, İsrail’in deniz güvenliği stratejisinin bir uzantısı olarak ortaya çıkmakta ve Afrika Boynuzu’nda kalıcı bir varlık arayışının aracı hâline gelmektedir.⁴
Bu tanımanın arkasındaki ikinci önemli gerekçe, İsrail’in bölgedeki ittifak ağlarını çeşitlendirme ve kendisine yönelik tehdit algısını çevreleme isteği ile ilişkilidir. İsrail, son yıllarda bazı Arap ülkeleriyle normalleşme sürecine girmiş, aynı zamanda Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz ekseninde yeni iş birlikleri geliştirmeye yönelmiştir. Somaliland ile doğrudan ilişki kurulması, İsrail’e hem Afrika Boynuzu’nda yeni bir siyasi ortak kazandırmakta hem de bölgedeki rakip aktörlerin manevra alanını daraltma imkânı sunmaktadır. Bu sayede İsrail’in Afrika Boynuzu’nda güvenlik ve diplomatik kapasitesini artırabileceği, ayrıca ekonomik ilişkiler bakımından yeni imkânlar doğurabileceği değerlendirilmektedir.⁵
Türkiye boyutu ise bu kararın en dikkat çekici ve tartışmalı yönlerinden birini oluşturmaktadır. Türkiye, son yıllarda Somali ile güçlü askerî, ekonomik ve siyasi ilişkiler kurmuş, başkent Mogadişu’da büyükelçilik ve askerî eğitim üssü açmış, altyapı yatırımları ve insani yardım faaliyetleriyle sahada görünür bir aktör hâline gelmiştir. Bu durum, Türkiye’yi hem Somali’nin devlet kapasitesinin güçlenmesinde önemli bir ortak konumuna taşımakta hem de Doğu Afrika’da nüfuz sahibi bir aktör olarak öne çıkarmaktadır. İsrail’in Somali’nin bütünlüğünü savunan Ankara’ya rağmen Somaliland’ı tanıması, bu nedenle, Türkiye’nin bölgedeki etkinliğini dengeleme çabası olarak okunmaktadır. Karar, bir yandan Somali’nin toprak bütünlüğünü savunan pozisyona meydan okumakta, diğer yandan Türkiye’nin Afrika Boynuzu’nda kurduğu siyasi ve sembolik etkiyi sınırlamayı hedefleyen bir mesaj niteliği taşımaktadır. Bu çerçevede tanıma hamlesi, sadece Somaliland ile ilişki kurma tercihi değil, aynı zamanda Türkiye’nin Doğu Afrika’daki........
