Üreten Türkiye’nin Dünyaya Açılan Kapısı
Dünkü yazımda İSO 500’ün anlattığı tabloyu değerlendirmiştim.
O tablo bize şunu göstermişti:
Türkiye sanayisi üretmekten vazgeçmiyor.
Ama ürettiği değeri korumakta zorlanıyor.
Bugün aynı hikâyenin ikinci bölümüne, yani ihracat tarafına bakmak istiyorum.
Çünkü üretim önemlidir ama ihracatla birleştiğinde stratejik bir güce dönüşür.
İşte tam da bu sebeple Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 33. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni, yalnızca bir ödül töreni değil; Türkiye’nin üretim gücünün dünya ile buluştuğu sahnenin adıdır.
2025 yılında Türkiye, yaklaşık 396 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı gerçekleştirdi.
Bu rakam, Sayın Cumhurbaşkanımızın ihracat ailesi için ortaya koyduğu 390 milyar dolarlık hedefin üzerine çıkıldığını da gösterdi.
2026 yılı için ise 282 milyar dolarlık mal ve 128 milyar dolarlık hizmet ihracatı hedefleniyor.
Yani artık yalnızca 400 milyar dolar eşiğini aşmaktan değil, 410 milyar dolarlık somut bir ihracat hedefinden söz ediyoruz.
Bu başarıda emeği bulunan tüm ihracatçılarımızı yürekten kutlamak gerekir.
Özellikle Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanlığına yeniden seçilen Sayın Mustafa Gültepe’yi de tebrik ediyorum.
Küresel ticarette korumacılığın arttığı, jeopolitik risklerin derinleştiği ve belirsizliklerin çoğaldığı bir dönemde ihracat ailesinin birlik içinde yoluna devam etmesi, Türkiye ekonomisi açısından son derece kıymetlidir.
Ancak burada da rakamları romantize etmeden okumak gerekir.
Yaklaşık 396 milyar dolarlık ihracat önemli bir başarıdır.
Türkiye bu ihracattan ne kadar katma değer üretiyor?
Çünkü bundan sonraki mesele yalnızca daha fazla satmak değildir.
Daha yüksek katma değer........
