menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Herkes 'Kavgam'ı biliyor... Ya ikinci kitap... Almanlar okusaydı vazgeçerdi

16 5
04.01.2026

Politik doğruculuğun yaygın olduğu baskın neoliberal dönemde statükoya aykırı fikirleri alelacele komplo teorisyenliğiyle suçlama adeti vardı. Elbette bu tehditvari tavrın bir amacı saklanan ya da üzerinde pek konuşulmayıp unutturulmaya çalışılan bazı gerçekleri gizlemekti.

Şimdi size Hitler’in herkesçe bilinen “Kavgam” kitabının yanı sıra ikinci bir metin ya da Kavgamın ikinci cildini yazdığını söylesem pek çok kişi bunu ilk kez duyacaktır. Bu kitapta en azından jeopolitik açıdan Kavgamdaki görüşlerden çok farklı şeyler söylendiği ise ezici çoğunluk için çok şaşırtıcı olacaktır.

HİTLER’İN 4 AŞAMALI PLANI

“İkinci Kitap” ya da Almanca olarak “Zweites Buch” 1928 yılında yani “Mein Kampf” piyasaya çıktıktan 3 yıl sonra Hitler tarafından yazıldı ya da dikte edildi. Ancak o dönem Nazi partisi bir seçim yenilgisi yaşamış ve Kavgam kitabının satışları da iyice düşmüştü. Hitler, yayıncının tavsiyesi üzerine kitabın basımını erteledi ve daha sonra kitabın metni ancak 1961’de Almanya’da bir araştırma belgesi olarak yayınlandı. Fransızcaya bile ancak 2003’te çevrilen kitap Türkçe olarak 2016’da piyasaya çıktı ama pek dikkat çekmedi.

Hitler, 1928’de partisinin yaşadığı seçim yenilgisinin nedenini kendilerini halka iyi anlatamamak olarak görüyor ve özellikle Nazi dış politikasının ve jeopolitik stratejisinin pek anlaşılmadığını söylüyordu.

O dönemde Mussolini’nin faşist İtalyası Kuzey İtalya’da yaşayan Tirol Almanlarını zorla İtalyanlaştırma politikası izliyordu. Alman Nazileri faşizmi bir müttefik olarak gördükleri için buna ses çıkarmıyorlardı. Alman Solu ve diğer partiler bu konuyu dillerine dolamış ve Nazilere epey oy kaybettirmişlerdi. Gerçi solun bu kurnazlığı ilke olarak milliyetçiliği güçlendirdiğinden uzun vadede yine Nazilere yarıyordu ama Hitler dış politika stratejisini açıklamaya gerek görmekteydi.

Hitler, İkinci Kitap’ta aşamalı stratejiyi savunuyordu. Amaca adım adım ulaşmak gerekmekteydi. İleriki bir aşamada yapılacak işleri öne almak tüm davanın yitirilmesine yol açabilirdi. Plan dört aşamadan oluşuyordu. Birincisi, askeri bakımdan güçlenme, Versay Antlaşması'nın kısıtlamalarının kaldırılması ve faşist İtalya ve Britanya İmparatorluğu ile ittifaklar kurulmasıydı. İkinci aşama, İtalya ve Birleşik Krallık ile birlikte, Fransa ve onu desteklemeyi seçen Doğu Avrupalıları (Çekoslovakya, Polonya, Romanya ve Yugoslavya gibi) aleyhine bir dizi yıldırım savaşı yürütmeyi öngörüyordu. Üçüncü aşama, Hitler'in Sovyetler Birliği'ndeki "Yahudi-Bolşevik" rejim olarak gördüğü yapıyı yok etmeyi amaçlayan bir savaştı. Burada en dikkat çekici olan dördüncü aşamaydı. Bu aşamada Avrupa ittifakı, yani güçlü değerlerle birleşmiş yeni bir uluslar birliği ile ABD arasında bir çatışma yaşanacaktı.

Mein Kampf'ta Hitler, Almanya'nın uluslararası arenadaki en tehlikeli rakibinin Sovyetler Birliği olduğunu belirtmişti; İkinci Kitap'ta ise, Sovyetler Birliği'nin üçüncü aşamaya kadar en tehlikeli rakip olmaya devam ettiğini, ancak sonra asıl potansiyel rakibin Amerika Birleşik Devletleri olduğunu söylüyordu.

Hitler, Almanya’yı bir kara devleti olarak görüyor ve deniz aşırı sömürgelerin ırkı bozabileceği endişesiyle okyanus ağırlıklı bir jeopolitikle ilgilenmiyordu. Almanya üstün ırkın uzak kıtalar egemenliği için kendisi gibi “aryen” olarak gördüğü İngiltere ile olacak iş birliğine güveniyordu. Kısacası İngiltere denizleri, Almanya ana kara Avrupa’yı ve onun ötesi Avrasya’yı yönetecekti.

Hitler’in kendisine veliaht olarak yetiştirdiği Rudolf Hess’in 10 Mayıs 1941’de Almanya Sovyetler Birliği’ne........

© OdaTV