Mesele CHP ötesinde
Kanadalı siyaset bilimci Ran Hirschl, son çeyrek yüzyılın en dikkat çekici siyasal dönüşümlerinden birine işaret etti:
Demokrasilerin siyasi ağırlık merkezi giderek parlamentolardan ve seçimlerden mahkemelere kaydı!
Yargı yalnız hukuki uyuşmazlıkları çözen kurum olmaktan çıkıp siyasi hayatın en önemli aktörlerinden biri haline geldi.
Hirschl bu yeni dönemi “jüristokrasi” olarak adlandırdı...
Bugün dünyanın birçok ülkesinde seçim sistemlerinden parti kapatma davalarına, anayasal krizlerden liderlerin siyasi geleceğine kadar pek çok siyasi konuda son sözü artık yargı söylüyor.
CHP’de yaşanan mutlak butlan tartışması, Hirschl’in ortaya koyduğu çerçevenin de ötesine geçen farklı soruyu gündeme getirdi. Mesele salt yargının siyasete müdahalesi değil, asıl soru şu:
Bir mahkeme, 2023’te kurultay delegelerinin verdiği siyasi kararı 2026’da hukuken geçersiz kıldığında, yalnız mevcut yönetimi mi değiştirir, yoksa demokratik sürecin doğal seyrine de müdahale etmiş olur mu?
Meselem bu soruya yanıt vermek değil. Mesele şu; ilk bakışta bu soru yalnız CHP’yi ilgilendiriyor gibi görünebilir. Hayır, mesele herhangi partinin çok ötesinde…
Burada tartışılan sadece kurultayın hukuki akıbeti değil, kongrenin söylediği son sözün gerçekten son söz olup olmadığı…
Asıl tehlike görünmüyor
Demokrasinin en önemli özelliği, siyasi rekabetin sonsuza kadar sürmemesi:
Seçimler yapılır, kurultaylar toplanır, oylar sayılır ve ortaya çıkan sonuç yeni dönemin başlangıcı kabul........
