We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İSLAMCI KALARAK OYUNU BOZMAK

2 3 0
24.06.2021

Yüreklerimizde büyük adanmışlıklar biriktirmiştik; geleceği feth etmek için. Her birimiz "dava delisi Kerimcandık." İnanmıştık, adanmıştık; davamızı ve kardeşlerimizi canımızdan aziz biliyorduk; çünkü davamızdan ve kardeşlerimizden başka ne servetimiz, ne şöhretimiz ve ne de servetimiz vardı. Biz hiç çocuk olmadık, çelik çomak oynamadık, aşık olmadık, sevdikse de hep platonik sevdik; biz davamıza aşıktık. Marşlarımızı, Türkülerimizi ona armağan ettik. Allah için sevdik, Allah için nefret ettik. Ona serenatlar yaptık; her azgın kışta baharı, her gecenin karanlığında sökecek şafağı heyecanla bekledik.

Kaybedeceğimiz ne vardı? Servetimiz mi, şöhretimiz mi, makamımız mı, mevkimiz mi, bunlar bizden her zaman çok uzaklardaydı? Sadakatimizi, inandıklarımızı test edecek neyimiz vardı? Bir canımız; onu da vermeye hazırdık.
Toplumlar, bir doğruyla başlarlar ve o doğru, süreç içerisinde bin bir türlü yanlışa bürünerek kaynağından uzaklaşır.
Her doğru, içinde bir yanlışı, her yanlış içinde bir doğruyu barındırır. Her zaman biri diğerinin içinden filizlenir, yeşerir ve ete kemiğe bürünür. Her düşüncenin çürüyüşü, zirvedeyken başlar.
Biz ise daha zirveye varmadan çürümeye ve yolda yürürken, yolu kaybetmeye başladık... Romantizmimizi, hayallerimizi, daha dünyevi, daha nefsani hayallerle yer değiştirdik.
Aşkın olana koşarken, nefislerimizin tuzaklarıyla, engelleriyle karşılaştık.
Söylemlerimizle eylemlerimiz arasında gittikçe mesafe açıldı ve ruh muvazenemizde önemli rahneler meydana geldi. Davadan uzaklaştıkça, nostaljik nutuklar atmaya, eski günleri yad etmeye başladık ve eskiden neye karşı çıktıysak, karşı çıktıklarımızın öznesi haline geldik.
Davanın Öncüleri olmaya çalışırken, bozuk sistemin yancıları olduk.
Biz uslu çocuklar olmaya ve her gün geri çekilmeye devam ettikçe, karşı taraf üzerimize üzerimize geldi ve geliyor. Onlar, hücumlarını artırdıkça , biz durmadan geri çekildik. Her seferinde, istedikleri ve bekledikleri tavizleri cömertçe onlara sunduk.
Kemalistler, kutsallarımıza saldırıyorlar, fert fert, gurup gurup linçe tabi tutuyorlar; biz ise küçücükte olsa bir tepkicik vermek yerine, hakkı söyleyenleri ve hakkı savunanları, kendi mahallemizde itibarsız hale getirip, onları, bu linç gladyatörlerine teslim ediyoruz.
Peki bu geri çekilme ve mevzi kaybetmenin sebebi nedir ve neden bocalıyoruz ve neden yalpa yapıyoruz? Iktidarın getirdiği rehavet mı bizi düşüncelerimizden uzaklaştırıyor; iktidar mı suçlu? Yoksa bunu kabullenmek ne kadar doğru ve biz kimiz, iktidar kim? Bu kendimizi temize çekmenin bir yolu değil midir? Evet her iktidar bozucudur, yıpratıcıdır, bunu biliyoruz. Peki iktidar bizi bozdu da, Sivil Toplum Örgütlerimizi, vakıflarımızı da iktidar mı bozdu? Bu işin kolayına kaçmak değil midir? Bu yurtlarda Sivil Toplum Örgütlerimiz ve vakıflarımız üzerlerine düşenleri tam manasıyla yerine getirdiler mi, duruşlarını koruyorlar mı, yoksa onların da her biri bir Anonim Şirkete ve bürokratik aygıta mı dönüştü? Esas sorulması gereken şudur:........

© Müslüman Dünya


Get it on Google Play