İsrâ ve Mi‘râc
İsrâ ve Mi‘râc
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, özellikle amcası Ebû Tâlib ile muhterem eşi Hz. Hatice annemizin (radıyallahu anhâ) vefatlarından sonra, müşriklerin artan baskı ve eziyetlerine maruz kalmıştır. Bu süreçte yaşanan sıkıntıların en ağırlarından biri de Tâif dönüşünde karşılaştığı muameleler olmuştur. Davetin reddedilmesi, inkârın derinleşmesi ve İslâm’a karşı yürütülen sistemli mücadelenin yoğunlaşması karşısında Yüce Allah, rahmet ve lütfuyla Peygamberini (sallallahu aleyhi ve sellem) teselli etmiş; İsrâ ve Mi‘râc mucizesi ile onun gönlünü ferahlatmıştır.
İsrâ, Allah Teâlâ’nın, Resûlünü (sallallahu aleyhi ve sellem) gecenin bir bölümünde Mescid-i Harâm’dan, Mescid-i Aksâ’ya götürmesi ve aynı gece içerisinde tekrar geri döndürmesidir.
Mi‘râc ise, Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) Beytülmakdis’ten yedi kat semaya ve onların da ötesine Sidretü’l-Müntehâ’ya yükseltilmesi, bu esnada beş vakit namazın farz kılınması ve ardından tekrar Beytülmakdis’e döndürülmesidir.
İsrâ hadisesi Kur’ân-ı Kerîm ile açıkça sabittir. Mi‘râc hadisesi ise sahih ve meşhur hadis rivayetleriyle kesinlik kazanmıştır.
Yüce Allah, bu hadise hakkında Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır:
“Kulunu, kendisine ayetlerimizden bir kısmını göstermek için, bir gece Mescid-i Harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir! Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (el-İsrâ, 17/1)
Mi‘râc hadisesi Kur’ân’da açık bir isimlendirmeyle zikredilmemekle birlikte, Necm Sûresi’nde yer alan bazı ayetlerde bu olaya işaret edildiği kabul edilmiştir:
“Andolsun onu (meleği) iniş esnasında bir kez daha görmüştü; Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında. Onun yanında Me’vâ Cenneti vardır. O sırada Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. Göz ne kaydı ne de haddini aştı. Andolsun Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.” (en-Necm, 53/13–18)
İbn........
