menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Borca Dayalı Para Sistemi ve Kumar (Bahis, Kripto vb) Davranışının Toplumsal ve Ekonomik Kökenleri

14 0
yesterday

Borca Dayalı Para Sistemi ve Kumar (Bahis, Kripto vb) Davranışının Toplumsal ve Ekonomik Kökenleri

Bu yazımızda tüm dünyada artan kumar, bahis, kripto vb spekülasyonlar ve yüksek riskli finansal davranışların bireysel ahlaki zaaflardan ziyade; borca dayalı para sisteminin doğrudan sonuçlarından kaynaklandığını izah etmeye çalışacağım.

Özetle; kredi yoluyla yaratılan paranın faiz yüküyle birlikte geri talep edilmesi, borçları matematiksel olarak ödenemez hale getirmekte; bu durum toplumu, gerçek varlıklar ve üretimden kopararak bir hayatta kalma mücadelesi maskesi altında bir fitneye sürüklemektedir.

Borca Dayalı Para Sistemi ve Matematiksel Çıkmaz: (Fitnenin İktisadi-Ekonomik temeli)

Modern para sistemi, parayı gerçek varlığın tanımlanmasında ve üretim sonucunda değil; borçlanma anında var etmektedir. Bankalar her kredi verdiklerinde yeni paralar yaratmakta, ancak bu paralar faiziyle birlikte geri istenmektedir.

Sistemin temel açmazı da buradadır:

Bu yolla ana para üretilirken, faiz için gerekli olan para üretilmemektedir.

Bu durum, borçların toplamda matematiksel olarak ödenememesine yol açar. Bir kesimin borcunu faiziyle ödeyebilmesi, ancak başka bir kesimin borcunu ödeyememesiyle mümkündür. Böylece; mevcut sistem, zorunlu olarak kazananlar ve kaybedenler üretir.

İşte bu nokta, yüce kitabımız Kur’an’ın “fitne” olarak tanımladığı sürecin ekonomik karşılığıdır. Bu karşılık, iktisat kavramını dışlamış, finans adı altında yeni bir alanı kavramsallaştırmıştır. Borca Dayalı sistem esasen iktisatla beraber para kavramını da dışlamıştır. Çünkü bu sistem paraya dair bir emare de içermemektedir. Doğrudan finans ve devamında tüketim ve ifsadı bir değere dönüştürme vetiresini başlatmıştır.

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, fitneyi yalnızca inançla ilgili bir sapma olarak değil; toplumsal düzeni bozan, insanları birbirine düşüren bir durum olarak ele alır:

“… Fitne, öldürmekten daha kötüdür. …” (Bakara, 191)

Borçların ödenemez hale gelmesi, toplumda şöyle bir zincir oluşturur:

Paranın sisteme borçla girişi gereği devletler de dahil herkes borçludur. Geri ödemeleri yetiştirebilmek için borçlu, diğer borçluyu ezer. Dolayısıyla; güçlü olanlar, zayıf düşenleri sıkıştırır. Bir fırsat ekonomisi doğar. Akabinde; sermaye, emeği baskılar hale gelir ve devletler vatandaşlarını vergiyle boğar.

Objektif olarak bakmaya çalıştığımızda bu durumun bireysel kötülüklerden ziyade; matematiksel zorunluluktan doğduğunu görebiliriz. Fitne unsuru, burada niyet kaynaklı olmanın ötesinde, paranın üretim biçimiyle........

© Mir'at Haber