menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MESCİT’E KARŞI MESCİT/DÎN’E KARŞI DİN

51 0
16.10.2026

MESCİT’E KARŞI MESCİT/DÎN’E KARŞI DİN

Mescit, “secde edilen yer” demektir ve Kur’ân’da çoğul şekli olan “mesâcid” kelimesi ile birlikte 28 yerde geçmektedir. Mescidi, müslümanların mâbedi/ibâdet hânesi olarak tanımlayanlar olmuşsa da gerçekte Kur’ân resmî mâbed fikrine kapalı ve karşıdır. Çünkü Kur’ân’a göre bütün varlıklar ve oluş secde hâlindedir: “Göklerde ve yerde var olan her şey ve herkes isteyerek yahut zorunlu olarak Allah’ın önünde eğilmektedirler; onların gölgeleri de sabah akşam bunu yapmaktadır.”[1] Görülüyor ki; varlığın tamamının secde hâlinde olması, bütün evreni de bir mescit olarak düşünmemizi sağlamaktadır. Bu gerçekliğe Hz. Peygamber: “Yeryüzü bana mescit ve temiz kılındı” sözüyle işâret etmiştir. O halde şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; “her secde edilen yer mescittir”. Başka bir ifâde ile mescitliği belirleyen, secde hâlidir ve bir mekânda secde hâli bitince mescit hükmü de kalkar. Mescitler, Allah’ındır ve oralarda Allah dışında hiçbir kudrete yakarılmamalı ve hiçbir kudret adına çağrıda bulunulmamalıdır.[2]

Bir mescidin gerçek anlamda görev yapması için iki şart vardır. Bunlardan ilki; kuruluşunun takvâ ve samimiyet üzere olması, ikincisi ise içinde arınmayı kendilerine tek gaye edinmiş insânların bulunmasıdır.[3] Kur’ân; riyâ, gösteriş, çıkar ve politika için yapılmaya başlanan mescitlerden hayr gelmeyeceğini söylemektedir. Böyle mescitlerde toplananların gayesi Allah’a varmak için arınmak olamaz. Allah’a samimiyetle ibâdet dışında herhangi bir amaç ve beklentiye vasıta yapılan mescitlere Kur’ân “Mescid-i Dırâr” yâni “Zarar Mescidi” adını vermektedir. Bu noktadan baktığımızda Kur’ân’da birbirine karşı iki mescit çıkmaktadır. Bunlardan biri “Kuba Mescidi”, diğeri ise “Mescid-i Dırâr”dır. Bunlardan ilkine mü’minlerin mescidi, diğerine de münâfıkların mescidi diyebiliriz. Anlaşılıyor ki; tevhid mücadelesi, dîne karşı dînin, mescide karşı mescidin mücadelesidir.

Kuba Mescidi, Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicretlerinde Kuba’ya geldiğinde inşâ ettiği ilk mescittir. Bu mescidin hurmalık olan arsasını hicret sırasında Kuba’daki evinde Hz. Peygamber’i yaklaşık ondört gün misafir eden ve hicretten önce müslüman olan sahâbî Külsüm bin Hidm infâk etmiştir. Bir rivâyete göre Kuba’lı müslümanlar Hz. Peygamber’den kendilerine mescit inşâ edilmesini isteyince, Hz. Peygamber çökmüş olan devesinin kaldırılıp serbest bırakılmasını ve onun etrafında yürüdüğü arsaya mescidin inşâ edilmesini söylemiştir. Daha sonraları mescidin ortalarına isâbet eden bu mekân “mebrekü’n-nâka” yâni “devenin çöktüğü yer” olarak anılmıştır. Kuba Mescidi’nin yapımında Hz. Peygamber de yoğun bir şekilde çalışmış, hattâ temeline ilk taşı kendisi koymuştur. Sahâbîlerin de üstün gayretleriyle kısa sürede tamamlanmış olan bu mescit kare[4] şeklinde bir düzlüğü çevreleyen dört duvardan meydana gelmiştir. Mescidin yapımında en çok katkıyı sahâbeden Ammâr bin Yâsir gösterdiğinden, kendisine “İslâm’da ilk mescit binâ eden” ünvanı verilmiştir. Yine bir başka sahâbî olan Abdullah bin Revâha’nın hem çalışıp hem şiir söylemesi müslümanların yorgunluklarını hafifletmiş, hattâ bazı mısralarına Hz. Peygamber tarafından da eşlik edilmiştir.

Kuba Mescidi Hz. Peygamber’in Medine’ye yerleştikten sonra da düzenli olarak cumartesi günleri, bazen de pazartesi günleri ziyaret edip namaz kılmayı âdet haline getirdiği bir mescittir. Aynı zamanda Hz. Peygamber bu ziyareti müslümanlara da tavsiye etmiş, bir hadislerinde “Evinde temizlenip Kuba Mescidi’nde namaz kılan kişi bir umre sevabı kazanır” buyurmuştur.[5] Zaman içinde bir çok değişikliğe uğrayan Kuba Mescidi en son 1985 yılında Kral Fahd tarafından tamamen yıkılarak bu günkü şekli ile kubbeli ve çifte minareli olarak yeniden inşâ edilmiştir. Bu son hâlinin imarı Türk mühendis ve işçiler tarafından gerçekleştirilmiştir. Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ’dan sonra, fazilet itibariyle dördüncü sırada olan Kuba Mescidi’ni ziyaret ederek namaz kılmak........

© Mir'at Haber