menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GÜLEN BAŞARILI OLSAYDI

636 0
17.07.2026

GÜLEN BAŞARILI OLSAYDI

Sahi, Gülen başarılı olsaydı ne olacaktı? Nasıl bir Türkiye bizi bekliyordu?

Yazacaklarım bir kehanet okuması değil, onların niyetleriyle ilgili. Mesela Gülen’in dönüşü, Humeyni’nin İran’a dönüşü gibi muhteşem olacaktı. Gülen, beraberindekilerle birlikte önce İstanbul’a gelecekti. Öyle çok da beklemeyecekti. Hatta başaracaklarından o kadar emindiler ki, billboardlar için afişler, üst geçitlere asılacak bez afişler bile hazırdı. Gökdelenlerde gece FG harfleri okunacaktı. Havai fişekler, ışık gösterileri…

Daha Gülen gelir gelmez Ankara’da “Yurt’ta Sulh Konseyi” toplanıp OHAL ilan edilecek ve atamalar yapılacaktı. Atanacak valiler, kaymakamlar, garnizon komutanları, başsavcılar, emniyet müdürleri, MİT görevlileri, il ve ilçe jandarma komutanlarına kadar hepsi belliydi.

Tabii konsey hemen OHAL ilan edecek, bir danışma meclisi kurulacaktı. Bunun için meclis üyelerinin isimleri bile belliydi. Meral Akşener “başbakan” olacaktı. (Bakalım şimdi Cumhurbaşkanı yardımcısı olabilecek mi?) Bakanlar kurulu üyeleri de belliydi, tabii diğer kamu kurumlarının başkanları da. Eş zamanlı olarak gözaltına alınacakların listesi de hazırdı. Öncelik siyasiler, bürokratlar, iş adamları, medya ve STK temsilcilerine idi ve bu kişiler hakkında iddianameler bile hazırlanmıştı.

Gülen önce yurt içinden gelecek dini önderler ve STK temsilcileri ile iş adamları ve akademisyenleri kabul edecekti. İstanbul’da bu tabiiyet beyan ziyaretlerinin arasında yurt dışından gelecek STK ve medya mensupları ile diplomatik misyon şefleri de Gülen’i ziyarete gelecekti.

Bu İstanbul seremonisinden sonra Gülen, Kayseri’ye gidecek ve oradaki bir caminin açılışını yaparken, ülkede ve dünyada barış çağrısını tekrarlayacak ve İsrail ve Filistin halklarını da barışmaya davet edecekti.

Bu barış çağrısı önemli. Bunun altyapısı İbrahim buluşmaları, Diyalog ve Tolerans/Hoşgörü mesajları ile atılmıştı. Daha önce Urfa ve Diyarbakır’da bu yönde mesajlar verilmişti. Bu konu “The Cemaat” ile Kushner-Dahlan öncesi dönemde, BAE’de atılmıştı. Hatta 4 dine mensup insanların tek bir mabette ibadet edecekleri bir tapınak da açıldı daha sonra.

Gülen’in ilk dış seyahati Filistin, Kudüs, Mescid-i Aksa olacaktı. Bu süreçte oluşturulan, önceden hazırlanmış mutabakat belgesi üzerinden Gülen, İsrail-Filistin anlaşmazlığını çözmek için bir plan hazırlayacak ve taraflar bu planı kabul edeceklerdi. Bugün Netenyahu, Trump ve Kushner’in, İbrahim buluşmaları ve Dahlan Projesi ile varmak istedikleri hedefler o gün gerçekleştirilmiş olacaktı. Ve tabii bu barış planı Gülen’e Nobel Barış Ödülü kazandıracaktı. Ödül töreni ABD, İngiltere, İsrail, AB’den katılımlar, FKÖ ile birlikte Gazze çözüm grubunda yer alan İslam (!?) ülkeleri temsilcilerinin katılımı ile dünya TV’lerinden yayınlanacak bir tören olacaktı.

Gülen yine İstanbul’da büyük bir törenle karşılanacaktı. O, görünürde siyasetten uzak duracak, gözaltına alınanlarla diyalog kurulması, hoşgörü ile yaklaşarak ikna edilmesi talimatı verilecekti. İtirafçı olup Gülen’e sadakat beyanında bulunanlara tahliye yolu açılacaktı. Bir yandan da hemen hemen her hafta, bir ya da birkaç İslam ülkesi ve “Hizmet Okulları”nın bulunduğu ülkelerden siyasiler, STK temsilcileri, basın mensupları, iş adamları, bürokratlar ve özellikle dini önderler İstanbul’a gelip ziyarette bulunacaklar, bağlılık beyanlarında bulunarak bir bakıma biat etmiş olacaklardı. Ülkede resmi ve özel çevreleri ziyaret edip ortak açıklamalar yaptıktan, gazeteciler buluşma, belgeseller ve röportajları alıp ülkelerine döndükten sonra bunları kendi medyalarında yayınlayacaklardı.

Bu “global barış elçisi”, bu seremonileri tamamladıktan sonra, muhtemelen önce ABD ve ardından İngiltere’yi ziyaret ettikten sonra AB ülkelerini ve Roma/Vatikan’ı ziyaret edecekti. ABD’de tabii ki BM’ye de gidecekti. Bu ziyaret BM Genel Kuruluna denk getirilip genel kurulda konuşması........

© Mir'at Haber