menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DİN’İ DİNDARLAR ÜZERİNDEN OKUMAK   

315 1
03.01.2026

DİN’İ DİNDARLAR ÜZERİNDEN OKUMAK

Ne yani, Hz. Musa’nın (sav) tebliğ ettiği İslam’ı Netenyahu (LA:Lanetullahi aleyh) üzerinden mi okuyacağız. Ya da Hz. İsa Mesih’in (sav) tebliğ etti İslam’ı Evenjelik’ler, Trump (la) üzerinden mi okuyacağız. Bunlar okumuş, aydın insanlar değil mi? Peki buradaki çelişki, yanılgı, ahlaksızlığı, zulmü, sömürüyü niye görmüyorlar. Evet evet, gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar, kalpleri var hissetmiyorlar. Bizimkiler de onları müttefik, dost, stratejik ortak olarak kucaklıyorlar.

Hz. Muhammed’in (sav) İslam’ın son peygamberi olarak tebliğ ettiği İslam’ı bu günkü piyasa Müslümanların üzerinden mi okuyacağız. Akif’in 26 Haziran 1913’de, bundan tam 112 yıl önce, Çanakkale savaşından hemen önce, o günlere dair, deyişi ile “Müslümanlık Nerde?”. Peki dünden bu güne ne değişti ve İslam dünyası olarak bu gidiş nereye?. (Tekvir 22-26)’da ne deniliyordu: “Bu kadar beraber yaşadığınız kişi kesinlikle mecnun değildir. And olsun ki onu (vahiy meleğini) apaçık ufukta görmüştür. O, gayba ait bilgileri sizden esirgemez. O, lânetlenmiş şeytanın sözü değildir. Öyleyse nereye gidiyorsunuz?” Sahi “Allah’ın ipi”ni bırakıp kimin peşinden, nereye gidiyorsunuz?

Al-i İmran)103﴿ “Hep birlikte “Allah’ın ipi”ne sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz”. (Al-i İmran160) Eğer Allah size yardım ederse, hiçbir kuvvet sizi yenemez. Fakat sizi yardımsız ve yüzüstü bırakırsa, O’ndan başka sizi kim kurtarabilir? O halde mü’minler, ancak Allah’a dayanıp güvensinler”.

Öyle bir noktaya geldik ki, kaçın Musevi’lerden, İsevi’lerden, Muhammedi’lerden, sığının İslam’a.

Allaha yemin olduk ki, insanların çoğu hüsrandadır. Hiçbir ırk/Ulus, hiçbir coğrafya, hiç bir zaman topyekun lanetlenmemiştir. Peygamber evinde iman etmeyenler olabildiği gibi, Firavunun sarayında Mü’min – Muvahhid insanlar olabilmiştir.

Doğduğumuz ana babayı, toprağı, zamanı, mekanı, derimizin rengini ve cinsiyetimizi biz kendimiz seçmedik. Bundan dolayı üstün ve geri olamayız.

Zaten biz insanları artık Camiye, Allaha, resulüne, kitaba çağırmıyoruz. Kendi partimize, cemaatımıza, kendi dergah, dernek, okulumuza camimize çağırıyoruz. İnsanlar da bize bakıp Müslüman olmuyor, bize bakıp Müslümanlıktan soğuyor. Sünni, Sufi, Şii, Vehhabi, kim bunlardan hangisinin dediğine inansın. Herkesin kendi gazetesi, dergisi, kitabı, yayınevi, televizyonu, insani yardım derneği, Turizm şirketi var.........

© Mir'at Haber