Yarım asırlık iktidarın “uçuş” algısından “program çöktü” gerçeğine uzanan tablo
Sabah gazeteleri karıştırırken bir manşet gözümün önünde durdu; uzun süre baktım. Çünkü o manşet sadece bir haber değildi, yıllardır söylenenlerle bugün yaşananlar arasındaki farkı anlatan bir itiraftı. Üstelik bu itiraf muhalefetten değil, iktidara en yakın gazetelerden birinin manşetinden geliyordu:
“ŞİMŞEK’İN ENFLASYONLA MÜCADELE PROGRAMI ÇÖKTÜ.”
Bir an durup düşündüm…
Eğer bugün iktidara en yakın gazeteler bile ekonomi programı için “çöktü” başlığını atıyorsa, ortada artık tartışılacak bir algı değil, konuşulacak bir gerçek var demektir.
Çünkü ekonomi manşet kaldırmaz. Ekonomi slogan kaldırmaz. Ekonomi tekrar edilen vaatlerle ayakta durmaz.
Tam da bu manşeti okuduğum gün aklıma Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2019 yılında yaptığı şu açıklama geldi:
“Bunlara göre dolar 10 lira olacak, enflasyon yüzde 30’u aşacak, bankalarımız tökezleyecek, hazinemiz iflas edecekti. Ne oldu? Bunların hiçbiri oldu mu?”
Bugün aynı soruyu yeniden sormak gerekiyor:
Dolar 10 lirada mı kaldı? Enflasyon yüzde 10’un altında mı kaldı? Vatandaşın alım gücü arttı mı?
Gerçek şu: O gün “olmaz” denilenlerin büyük kısmı bugün vatandaşın günlük hayatının gerçeği hâline geldi. Ama buna rağmen aynı hedefler hâlâ tekrar edilmeye devam ediyor.
Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aynı dönemde her yıl tekrar edilen bir başka cümlesi daha vardı:
2019: Enflasyon tek haneye inecek 2020: Tek haneye inecek 2021: Tek haneye inecek 2022: Tek haneye inecek 2023: Tek haneye inecek 2024: Tek haneye inecek 2025: Tek haneye inecek 2026: Tek haneye indirecek adımları atıyoruz
Bugün tekrar soruyoruz:
TEK HANELİ ENFLASYON NEREDE?
Bir hedef her yıl yeniden açıklanıyorsa ortada hedef değil, ertelenmiş bir gerçek vardır.
Bir ekonomi her yıl aynı vaadi tekrar ediyorsa ortada başarı değil, yönetim problemi vardır.
Ama buna rağmen başka gazetelerde hâlâ şu manşetleri okumaya devam ediyoruz:
“Türkiye artık oyun kurucu.”
Gazete arşivlerini karıştırın. Aynı cümleyi yıllardır farklı başlıklarla tekrar tekrar gördük:
küresel güç bölgesel lider oyun kurucu ülke merkez ülke
Peki vatandaşın mutfağı hangi seviyeye yükseldi?
Bir ülke gerçekten oyun kurucuysa, kendi parasının değeri sürekli düşmez. Bir ülke gerçekten oyun kurucuysa, üretici faiz altında ezilmez. Bir ülke gerçekten oyun kurucuysa, gençleri geleceklerini başka ülkelerde aramaz. Bir ülke gerçekten oyun kurucuysa, emeklisi kira karşısında çaresiz kalmaz.
Gerçek güç manşet değildir.
Bugün Türkiye’de yaşanan en büyük problem sadece ekonomik kriz değildir. Asıl kriz, tekrar edilen başarı söylemi ile ağırlaşan hayat şartları arasındaki uçurumdur.
Aslında mesele sadece bugünün tartışması da değildir. Gazete arşivlerini açtığınızda aynı algı cümlelerinin yıllardır tekrarlandığını açıkça görürsünüz.
Örneğin 29 Eylül 2019 tarihli Sabah gazetesi manşetinde “Türk ekonomisi uçuşa geçti” deniliyordu.
Aradan yıllar geçti. Bu uçuşun vatandaşın sofrasına nasıl yansıdığı hâlâ tartışılıyor.
Yine 9 Haziran 2024 tarihli Sabah gazetesi manşetinde “Enflasyonda en zor dönem bitti” denildi.
Bugün ise hâlâ vatandaşın en büyük gündemi hayat pahalılığıdır.
31 Aralık 2024 tarihli Yeni Şafak gazetesi “Faizin maliyeti 505 milyar dolar” manşetiyle ekonomik yükün büyüklüğünü anlatıyordu.
Ve yine aynı gazetede daha yakın bir tarihte şu başlık yer aldı:
“Faiz arttı, üretim düştü, sanayi duruyor.”
Bugün ise yine aynı gazetede şu manşeti okuyoruz:
“ENFLASYONLA MÜCADELE PROGRAMI ÇÖKTÜ.”
Demek ki mesele muhalefetin eleştirisi değilmiş. Mesele rakamların diliymiş. Mesele vatandaşın yaşadığı gerçekmiş.
Yıllarca “uçuşa geçtik” denildi. “Zor dönem bitti” denildi. “Yeni program geliyor” denildi.
Ama millet hâlâ aynı soruyu soruyor:
TEK HANELİ ENFLASYON NEREDE?
İŞTE TAM DA BU NOKTADA BİR GERÇEĞİ AÇIKÇA SÖYLEMEK GEREKİR:
BU ÜLKENİN KRONİKLEŞMİŞ SORUNLARINI ANCAK BU ASRIN EVLİYALARI OLDUĞUNA İNANDIĞIM, MİLLİ GÖRÜŞ’Ü TEMSİL EDEN SAADET PARTİLİ KADROLAR ÇÖZER.
40 YANLIŞ BİR DOĞRU ETMEZ. 40 İŞBİRLİKÇİ BİR ARAYA GELSE BİR MİLLİ GÖRÜŞÇÜ ETMEZ.
