Mahmut Arıkan Berlin’den seslendi: Dünyanın adalete ve barışa, gurbetçilerin çözüme ihtiyacı var
Kıymetli Milli Gazete okuyucuları,
yoğun program nedeniyle bu yazımı ancak Berlin’den Münih’e dönmek üzere bulunduğum Berlin Havalimanı’nda kaleme alıyorum. Dün akşam benim de davetli olarak katıldığım Berlin’deki anlamlı bir buluşmadan sizlere bahsetmek istiyorum. Berlin bu yıl yine önemli bir programa ev sahipliği yaptı. Saadet Avrupa Geleneksel İftar Programı, Avrupa’daki Türk toplumunu, sivil toplum temsilcilerini ve diplomatik çevreleri bir araya getiren önemli bir buluşma oldu.
Programa katılmak üzere Berlin’e gelen Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, havalimanında karşılandı. Karşılamada Saadet Partisi Avrupa Başkanı Samet Sami Temel ve Avrupa teşkilatı yöneticileri de hazır bulundu.
Genel Başkan Mahmut Arıkan, Almanya temaslarına anlamlı bir ziyaretle başladı. Berlin Türk Şehitliği’ni ziyaret eden Arıkan, Avrupa Milli Görüş teşkilatının kurucu isimlerinden merhum Dr. Zeynel Abidin’in kabrini de ziyaret ederek dua etti. Bu ziyaret, hem geçmişe vefa hem de Avrupa’da yıllar önce başlatılan bir davanın hatırlanması açısından oldukça anlamlıydı.
Akşam saatlerinde gerçekleştirilen Saadet Avrupa Geleneksel İftar Programı, İslam ülkelerinin Berlin büyükelçileri ile Avrupa’daki Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini aynı sofrada buluşturdu. Programın açılış konuşmalarını Saadet Avrupa Berlin Bölge Başkanı Mevlüt Okumuş ve Saadet Avrupa Başkanı Samet Sami Temel gerçekleştirdi.
Konuşmalarda Ramazan ayının yalnızca bir ibadet zamanı olmadığı, aynı zamanda insanlığın vicdanını, merhametini ve dayanışmasını hatırlaması gereken bir zaman dilimi olduğu vurgulandı.
Daha sonra kürsüye çıkan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, konuşmasında önemli ve dikkat çekici konulara değindi.
Mahmut Arıkan konuşmasına büyükelçilerden sivil toplum temsilcilerine, Avrupa’nın farklı şehirlerinden gelen misafirlere kadar tüm katılımcıları selamlayarak başladı. Ramazan ayının barışın, merhametin ve paylaşmanın hatırlandığı bir zaman dilimi olduğuna dikkat çeken Arıkan, bu mübarek günlerin tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Berlin’in sembolik bir şehir olduğuna değinen Arıkan, bu kentin bir zamanlar duvarlarla bölünmüş olmasına rağmen yeniden birleşmenin mümkün olduğunu dünyaya gösterdiğini hatırlattı. Ona göre Brandenburg Kapısı yalnızca bir anıt değil, insanlığın önüne konulmuş bir ders niteliğinde:
Duvarlar kalıcı değildir.
Bölünmeler kalıcı değildir.
İnsanlık er ya da geç kapıları yeniden açmanın bir yolunu bulur.
Bu vurgunun ardından konuşmasının önemli bir bölümünü yurtdışında yaşayan Türklerin meselelerine ayırdı. Avrupa’da yaşayan milyonlarca vatandaşımızın artık yalnızca bir göç hikâyesinin parçası olmadığını belirten Arıkan, onların üretimin, emeğin ve toplumsal katkının önemli aktörleri hâline geldiğini söyledi.
Bugün Avrupa’da yaşayan Türklerin yalnızca ekonomik olarak değil, siyasi ve toplumsal olarak da güçlü bir temsil hakkına sahip olması gerektiğini ifade etti. Bu noktada özellikle yurtdışı Türkler meselesinin artık ertelenemeyecek bir konu olduğuna dikkat çekti.
Arıkan’ın üzerinde durduğu başlıca başlıklar arasında şu konular yer aldı:
• Yurtdışı Türkler Bakanlığı’nın kurulması
• Yurtdışında seçim bölgelerinin oluşturulması
• Oy kullanan yurtdışı vatandaşlarının TBMM’de hakkaniyetli temsil edilmesi
• Çifte vatandaşlığa geçişin kolaylaştırılması
• Askerlik bedelinin yeniden düzenlenmesi
• Türk Hava Yolları uçuşlarının gurbetçiler için daha erişilebilir hale getirilmesi
• Türkiye’ye gelen vatandaşların gümrüklerde yaşadığı sorunların giderilmesi
• Sağlık, emeklilik ve finans alanındaki bürokratik sıkıntıların çözülmesi
Bu meselelerin yalnızca teknik düzenlemeler olmadığını vurgulayan Arıkan, bunların yurtdışı Türklerin aidiyetini güçlendiren hayati meseleler olduğunu söyledi.
Gerçekten de Avrupa’da yaşayan milyonlarca vatandaşımız için Türkiye ile bağ sadece bir pasaport meselesi değildir. Bu bağ; kültür, kimlik, hatıra ve aidiyet meselesidir.
Konuşmasının ilerleyen bölümünde Arıkan, dünyanın karşı karşıya olduğu küresel krizlere de dikkat çekti. Ekolojik tahribattan ekonomik eşitsizliklere, savaşlardan insan hakları ihlallerine kadar pek çok sorunun aslında aynı sistemin farklı sonuçları olduğunu söyledi.
Arıkan’a göre bugün dünyanın karşı karşıya olduğu mesele yalnızca bir ekonomi veya güvenlik meselesi değildir. Asıl mesele bir ahlak meselesidir.
Ahlakın olmadığı bir sistemde teknolojinin ilerlemesi insanlığı kurtaramaz. Çünkü mesele dünyanın kaynaklarının azlığı değil, o kaynakların adil paylaşılmamasıdır.
Konuşmasının sonunda insanlığın bir yol ayrımında olduğunu ifade eden Arıkan, iki seçenek bulunduğunu söyledi:
Ya mevcut düzenin krizlerini normalleştirmek…
Ya da adaleti yeniden kurmak.
Saadet Partisi’nin tercihinin açık olduğunu belirterek sözlerini şu çağrıyla tamamladı:
“Geliniz hep birlikte hak ve adalet ekseninde yeni bir dünya kuralım.”
Berlin’de kurulan bu iftar sofrası, farklı ülkelerden ve farklı kültürlerden insanların aynı masa etrafında buluştuğu; diyalog, barış ve ortak vicdanın önemini hatırlatan anlamlı bir buluşma oldu.
Ve belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam olarak budur:
Adaleti konuşabilen sofralar…
