menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İhtiyaçlarımız mı sonsuz, ihtiraslarımız mı?

23 0
06.10.2026

İktisat biliminin bize öğrettiği en temel kabullerden biri şudur: “Kaynaklar kıt, ihtiyaçlar ise sonsuzdur. Modern ekonomi teorisinin önemli bir bölümü bu kabulün üzerine kurulmuştur. Peki, bu iki önerme gerçekten doğru mudur? Belki de iktisat biliminin bugüne kadar yeterince sorgulamadığı asıl mesele budur. Çünkü başlangıçta kabul ettiğimiz bir önerme yanlışsa, ondan hareketle kurduğumuz bütün teoriler doğru sonuçlara ulaşsa bile, vardığımız sonuçların gerçek hayatla örtüşmesi beklenemez. Önce “ihtiyaçların sonsuzluğu” meselesine bakalım. İnsan ihtiyaçlarını düşündüğümüzde, bunların aslında birtakım doğal sınırları olduğunu görürüz. Bir insanın soluyabileceği oksijen miktarı sınırlıdır. İçebileceği su sınırlıdır. Yiyebileceği gıda sınırlıdır. Bir insanın aynı anda onlarca evde oturması, yüzlerce otomobil kullanması veya binlerce bilgisayardan yararlanması mümkün değildir. Üstelik ihtiyaç ile istek arasında da önemli bir ayrım vardır. Bir insanın hayatı boyunca her gün farklı bir elbise giymek istemesi, yüzlerce otomobile sahip olmayı arzulaması veya kullanamayacağı kadar çok konut edinmesi gerçekten “ihtiyaç” mıdır? Yoksa bunlar başka bir kavramla, “ihtiras” ile mi açıklanmalıdır?

Kanaatimce burada çok önemli bir ayrım ortaya çıkıyor: Sonsuz olan insan ihtiyaçları değil, insan ihtiraslarıdır. İhtiyaçlarımız bedenimiz, zamanımız ve hayatımız tarafından sınırlandırılmıştır. İhtiraslarımız ise böyle bir sınıra sahip değildir. İnsan, sahip olduğuyla yetinmeyebilir; daha fazlasını isteyebilir, daha fazlasına sahip olmak için başkasının payına göz dikebilir. Fakat sınırsız bir isteği “ihtiyaç” olarak tanımladığımız anda ekonomik sistemin bütün ahlaki dengesi değişir.

Çünkü ihtiyaçlar sonsuz kabul edilirse, dünyadaki hiçbir kaynak hiçbir insan için yeterli değildir. Böylece herkesin mümkün olduğu kadar fazla kaynağa sahip olması meşru hale gelir. Güçlü olan daha fazla alır; güçsüz olan ise elinde kalanla yetinmek zorunda kalır. İşte burada ekonomi ile güç arasındaki ilişki ortaya çıkar. “Kaynaklar kıttır” kabulü de aynı şekilde sorgulanmalıdır. Elbette kullanılabilir kaynakların tamamı sınırsız değildir. Ancak dünya yalnızca bugün elimizde bulunan kaynaklardan ibaret değildir. Güneş, su döngüsü, atmosfer, toprak, biyolojik çeşitlilik, yenilenebilir enerji kaynakları ve henüz kullanamadığımız teknolojik........

© Milli Gazete