We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Avrupa’nın geleceğinde Müslüman gençlerin potansiyel gücü

9 0 0
13.09.2021

Esasında insani bir faaliyet olan göç olgusunun Avrupa açısından bir korkuya dönüştürülmesinin temelinde geleceğe yönelik politik kaygılar yatmaktadır.

Kısaca belirtecek olursak, demografik veriler net bir şekilde göstermektedir ki; Avrupa toplumu hızlı bir şekilde yaşlanmaktadır. 2004 yılından bu yana toplam nüfus oranları içerisinde 65 yaş üstü nüfus 0-14 yaş grubundan daha fazla yüzdeye sahiptir.

Nitekim Doğu Avrupa ülkelerinin görece yüksek oranları göz önüne alınmazsa, neredeyse Avrupa ülkelerinin tamamında evlilikler ve doğum oranları tedricen düşüş yaşamaktadır.

Avrupa genelinde kadınların ilk kez çocuk sahibi olma yaşı en az 30-35 mertebelerindedir. Bu oranlar AB üye devletleri arasında farklılıklar gösterse de, tek çocuklu ya da çocuksuz çiftler hanelerin çoğunluğunu oluşturmaktadır.

Demografik verilerin bu niteliği, Avrupa toplumlarında genç nüfusun geleceği üzerinde odaklanmayı zorunlu hale getirmektedir.

Zira genç nüfusta yaşanan sürekli düşüş, yalnızca ekonomik etkilerle sınırlı kalmayan sosyal, siyasi, kültürel değişim/dönüşümleri beraberinde getirmektedir.

Özellikle iş piyasalarında ortaya çıkan işgücü ihtiyacı, göç yoluyla diğer ülkelerden işgücü ithali şeklinde karşılanmaktadır. Talep doğrultusunda gelen göçmen işçilerin genel nüfus içerisindeki oranlarının artması ise ev sahibi toplumlarda “kültürel kuşatma” endişesini ortaya çıkarmaktadır.

Kendilerinden farklı şekilde giyinen, konuşan, eğlenen insanların aynı zamanda doğum oranlarının da yüksek olması ilerleyen........

© Milli Gazete


Get it on Google Play