We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kocatepe Camisinin adı Atatürk Camisi olmalıdır

2 3 0
09.09.2019

Bu yazı “İlteriş (Kutluk) Kağan, Mustafa Kemâl ve Kocatepe Camisi” başlığı ile Aralık 2011’de yazılmış ve Millî Düşünce Merkezinin internet sayfasında yayımlanmıştı.

30 Ağustos (2019) Cuma hutbesinde her türlü uyarılara rağmen yine de bildiklerini yapmaktan şaşmadılar. Atatürk’ün adını anmadan okunan hutbe infiale yol açtı ve cami cemaatini böldü. Hatta duyulmamış şekilde tartışma yaşandı. Hutbe bölündü, itişmeler yaşandı. Bölünmüşlük sosyal medyada da kendini gösterdi. Türk Halkı da ikiye ayrıldı. İktidar partisi sade suya tirit bir açıklama ile Diyanet İşleri Başkanlığına sahip çıktı. Yaşananların bir plan dâhilinde, hedefe doğru şaşmayan adımlardan birisi olduğu gün gibi aşikâr.

Konunun güncelliğini koruyor olmasına istinaden, başlığı değiştirilerek ve gözden geçirilerek tekrar yayımlanmaktadır.

***

“(11) Yukarıda Türk Tanrısı, Türk mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmiş. Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye babam İlteriş Kağanı, anam İlbilge Hatunu göğün tepesinde tutup yukarı kaldırmış olacak. Babam kağan on yedi erle dışarı çıkmış dışarı.

(12) yürüyor diye ses işitip şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş, toplanıp yetmiş er olmuş. Tanrı kuvvet verdiği için Babam kağanın askerleri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya, batıya asker sevk edip toplamış, yığmış. Hepsi

(13) yedi yüz er olmuş. Yedi yüz er olup ilsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti, cariye olmuş, kul olmuş milleti, Türk töresini bırakmış milleti, ecdadımın töresince yaratmış, yetiştirmiş. Tölis, Tarduş milletini arda tanzim etmiş.” (Orhun Abideleri, Kül Tigin Abidesi Doğu Yüzü)

Orhun Abideleri Türk tarihinin zirvesidir. Sahiplerinin tevazuundan, diğerlerinin husumetinden dolayı varlığından hiç bahsedilmeyen Türk medeniyetinin en büyük delilidir. Dağılmış bir milletin nasıl ve ne şekilde yeniden şahlanıp devlet kurduğunu anlatır.

***

1919 yılının Temmuz’unda Erzurum’da, Erzurum Kalesi Komutanlığına ait küçük bir odada bir toplantı yapılmaktadır. Toplantıya başkanlık eden bizzat düşmanları tarafından ‘Yüzyılın Dâhisi’ olarak nitelendirilen Mustafa Kemâl Paşa’dır. Odada, Gazi Paşa ile beraber; Rauf (Orbay) Bey, Kazım Karabekir Paşa, Hüsrev (Gerede) Bey, Süreyya (Yiğit) Bey, Refik (Saydam) Bey, Kazım (Dirik) Bey, Mazhar Müfit (Kansu) Bey ve Münir (Akkaya) Bey’ler olmak üzere toplam dokuz kişi vardır.

Toplantıda vatanın içinde bulunduğu şartlar konuşulmaktadır. Vatanın çeşitli yerleri işgal altındadır ve Başkent’te de İtilaf Devletlerinin temsilcileri ve askerleri vardır. Millet perişan ve muzdarip, ordu yorgun ve bitkindir. Harb-i Umumi’den milyonu aşan şehit, daha fazla kayıp, esir ya da sakatla çıkılmıştır.

Gazi Paşa’ya göre üç ihtimal vardır:

Cennetmekân “Ne yapmak lazım gelir?” sorusunu önce kendi düşüncelerine göre cevaplandırır.

“Arkadaşlar tek tedbir; hâkimiyet-i millîyeye müstenid, bilakaydı şart, müstakil bir Türk devleti........

© Milli Devlet