menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kasvet Çağı

20 0
yesterday


Modern çağı, “kasvet çağı” diye tanımlasak acaba abartılı bir isimlendirmede bulunmuş olur muyuz, bilmiyorum… Görünen o ki çağdaş insanın kasveti hiç bitmiyor, tam aksine bir salgın gibi tüm insanlığı tehdit ediyor…

Kaybolan anlamlar, bulanıklaşan amaçlar, çürüyen idealler, ertelenmiş yaşamlar, cevapsız sorular, çözümsüz çırpınışlar, geçiştirilen görevler, kâbusa dönen rüyalar bu kasvetin yansımaları olsa gerek…

Ruhu daraltan, düşünce melekelerini donduran, iradeyi çökerten, idraki bulandıran, kalbi kuşatan bu marazi hâl, hayatı çekilmez kılıyor.

Peki nedir bu kasvet?

Üstümüze, içimize, sinemize sinen bu sis… İçimizi kemiren bu uğursuz virüs?

Yorgun, yılgın, bitkin, bezgin, bedbin ruh hâlleri hangi kasvetin sonucudur?

Kasvet ile malul ruhlar; tahammülsüz, takatsiz, doyumsuz, güvensiz, huzursuz… Hayra alamet olmayan bir durum…

Umutsuz, uyumsuz, uykusuz yığınlar kaygılı, kederli, hüzünlü ve agresif…

Duygular mat, davranışlar kaba ve katı, düşünceler dar ve donuk…

Kasvet bulutları dünyamızı karartıyor… İtinansız, inşirahsız, insicam­sız insanlarımız içten içe eriyor… Artık bol ışıklı, çok sesli, renk cümbüşü yaşamlar huzur vermiyor…

Bu ağır kasvet dalgası önce kalbimizi vurdu… Kalpsizleştik…

Bu çağın en büyük günahı kalbi katletti…........

© Milat