Filistin Direnişi ve Savaş Hukukunda Sivil Kavramı
1. Giriş Ve Temel Sorunun Tespiti
Filistin’deki İslami direnişe (cihada) yöneltilen en yaygın eleştirilerin başında, düzenlenen eylemlerde sözde sivil unsurların hedef alındığı iddiası gelmektedir. Ancak bu tartışmada asıl sorulması gereken soru "Siviller kimlerdir?" sorusu değil; "Savaş hukukunda kimler suçlu, kimler suçsuzdur; kimlerin hedef alınması caiz, kimlerin caiz değildir?" sorusudur.Uluslararası kamuoyu ve medya organları, Filistinlilerin meşru müdafaa ve varlık mücadelesini haksız gerekçelerle "terör" olarak nitelendirmektedir. Buna karşın;Sabra ve Şatilla kamplarında Ariel Şaron gözetiminde katledilen binlerce kadın ve çocuk,Hz. İbrahim Camii’nde secdedeyken taranan cemaat,Mescid-i Aksa baskınlarında şehit edilenler ve altı milyonu aşkın Filistinlinin yurtlarından sürülerek mülteci kamplarında sefalete mahkûm edilmesi görmezden gelinmektedir.Filistin halkı gasp edilen vatanını geri almaya çalışırken, işgalciler haksız gasptan vazgeçmedikleri için bu çatışmalar yaşanmaktadır.
2. İslam Savaş Hukukunda "Sivil / Savaşçı" Ayrımı
İslam fıkhında bir kişinin dokunulmazlığı (ismet-i ddem) veya hedef alınabilirliği, onun giydiği kılık kıyafete göre değil; savaştaki rolüne, fiillerine ve verdiği desteğe göre belirlenir.Prof. Dr. Vehbe Zuhayli ve Ömer Nasuhi Bilmen gibi fakihler; savaşa fiilen katılmayan kadın, çocuk, yaşlı, yatalak hasta, din adamı ve çiftçilerin öldürülmesinin yasak olduğunu belirtirler. Ancak bu kimseler görüşleriyle, malî yardımlarıyla, teşvikleriyle ya da fiilleriyle savaşa ve işgale destek verdikleri anda hedef alınabilir hale gelirler. Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde Huneyn Savaşı'nda sadece askeri tecrübesi ve görüşüyle müşriklere akıl hocalığı yapan 100 yaşını aşmış Düreyd b. es-Simme'nin........
