Arafın En Ucunda
Güneş, karşında dikilip yükselen kalın duvarın tam arkasında kalmış. Bu yüzden gölgedesin. Sessiz ve karanlık bir gölgenin içinde duruyorsun.
O yüksek ve kalın duvarın arkasında sistemin baş tacı; ona ismini vereni var, biliyorsun. Orada. Onun ısıtıp aydınlattığı cennet bahçeleri ve yetiştirip olgunlaştırdığı cennet meyveleri var, duvarın ardında.
Fakat o duvarı aşmak, ne mümkün? Güneş'e muhatap olmak, dahası, olabilmek? Kimse, buranın cennet olacağına dair bir söz vermiş değil ki! Uzayın soğukluğuna damla kadar katkısı olmayan ama sıcaklığıyla seni yakmakla bile uğraşmayacak kadar güçlü ve müdanasız olan, seni bir anda buharlaştırabilecek bir yıldızın sistemindesin sadece; Güneş Sistemi'nde... Yine de ona muhtaç ve bağlısın bir yandan tabii. Ölesiye ve hayatî bir şekilde bağlı ve muhtaçsın. Zira o derece zayıf, o biçim acizsin sen. Beş para etmezsin ve etmiyorsun da zaten, kırıcı olmak gibi olmasın, af buyur... Kime ait olduğu net olarak bilinmeyen, o "İnsan, küçük bir alemdir, alem de büyük bir insandır." sözü, aklının dikenli tellerine takılıp kan kaybediyor sonra, o gölgenin içinde........
