İsmail Güzelsoy yazdı: Annem ve alabalık kılçıkları
“Ben sana bir sırrımı söyleyeyim sen bana bir tane, ne dersin, oynayalım mı?” dediğimde annemin cevabını hiç unutmayacağım: “Bir ayna ha yere düşüp parçalanmış, ha sırrı dökülmüş, ne fark eder?” Taksim Gezi Parkı’nda çay içip lafladığımız o günlerden biriydi.
“Yine de anlatmayı çok istersen sırlarını korurum,” diye takıldı.
Bakışlarında bir kız çocuğu cevvalliği vardı. Ben omuz silkince konu değişti ve annem henüz ergenlik çağının başında evlenip gelin gittiği kalabalık evde eltileri, baldızları, kayınvalidesi tarafından epeyi bir hırpalandığını anlattı. Önceki yıllarda da o dönemden sıkça söz ederdi. “Bazen bahçeyi bekleyen köpeğe bile özenirdim,” diye özetlerdi gelinlik çağının ilk yıllarını. Özellikle evlendikten kısa bir süre sonra babamın askere gidişiyle şiddetlenen “eziyetten” dolayı tüberküloza yakalanıp yatağa düştüğünü hatırlayınca gözleri buğulanırdı. “Günde kırk iki tane hap alarak yattığım o ölüm döşeğinde nasıl bilendim, nasıl! Dedim ya insan gibi hatır-kıymet görürüm ya da bir daha yatarsam hanımlığımla ölürüm. Nihayet yeniden ayağa kalktıktan sonra o evde değer görebilmek için fırsat kollamaya başladığım o aralar yeğenim Hasan, Karasu’dan alabalık avlayıp, yolunun üzerindeyim diye üç tane de bana bıraktı,” diye anlattı annem.
Iğdır’da balık kültürü yok gibiydi o yıllarda. Nakliye şartlarının, yolların, araçların iptidai oluşundan dolayı taze balığın kasabaya nakli zordu. Haliyle nadir yenen bir şey olduğu için de kılçıkları ayıklama yordamlarıyla ilgili hatırı sayılır bir sıkıntı vardı. Yani etin içindeki kılçıklar çok rahatsız edici gelirdi kasaba halkına. Lezzetli olsa da yemesi zor olduğu için muteber bir sofrada yerini alamazdı alabalık pek.
Annemin sıra dışı bir yeteneği vardı. Alabalığın gövdesini yarmadan kılçığını bir bütün olarak çıkarabiliyordu. Kimse onun bu tuhaf işi nasıl başardığını bilmezdi.
“Enlemesine ikiye böldüğü balığın içinde et haricinde hiçbir şey olmazdı,” diye anlatmıştı ablam. İlkokul birinci ya da ikinci sınıftayken, teyzemlerin, dayımların, halamların özel günlerde annemden bu konuda yardım istediğini hayal meyal........
