Ekrem İmamoğlu’nun savunması: “Tehdit değilim, sadece milletten onay almaya çalışan bir siyasetçiyim”
Ekrem İmamoğlu’nun, 31 yıl sonra lisans diplomasının iptal edilmesi kararına karşı açtığı dava Silivri’de görüldü. İmamoğlu savunmasında, “Ben korkulacak biri değilim. Silah değilim, tehdit değilim. Ben sadece milletin karşısına çıkıp milletten onay almaya çalışan bir siyasetçiyim” dedi. İşte Ekrem İmamoğlu’nun savunması.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, lisans diplomasının iptal edilmesi kararına karşı açtığı davanın ilk duruşması Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesi karşısındaki duruşma salonunda görüldü.
Duruşmaya Marmara Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan İmamoğlu da katıldı.
Ekrem İmamoğlu savunmasında, duruşma salonunun son anda değiştirilmesine yönelik, “Bu alanda, idari mahkeme olarak bizlere uygun ortamı sağlama yönündeki gayretinizi değerli bulduğumuzu özellikle ifade etmek isterim. Elbette bizzat gelinmiş olması daha anlamlı olurdu; ancak olayın açıklığa kavuşturulması, idari anlamda sürecin duraksamadan sürdürülmesinin sağlanması da son derece önemlidir ve bu konuda ağır eleştirilere maruz kalındığı bilinmektedir. Tüm bunlara rağmen gösterdiğiniz yaklaşım için teşekkür ederim” dedi.
Sağlıklı bir yargılama ortamının oluşturulması gerektiğini söyleyen Ekrem İmamoğlu, “Bu noktada, savcılığın bulunduğu alanla ilgili olarak süreci zorlaştırmaya yönelik birtakım düzenlemeleri hayretle takip ettiğimizi özellikle belirtmek isterim. Sonuçta bu dosya, kimi çevrelerce sıradan ya da öyle algılanmak istenen bir dava gibi gösterilse de, son derece hayati ve önemli bir iddiayı konu almaktadır. Daha doğrusu, burada bir iddia yargılaması söz konusudur ve yürütülen yargı sürecinin eksenine ilişkin değerlendirmeleri birazdan daha kapsamlı biçimde ortaya koymaya çalışacağım” diye konuştu.
İmamoğlu savunmasında, millet adına mücadele etmeye geldiğini söyledi, “Ben buraya, kurumlarımızı içten içe aşındıran; emeği, kazanımı ve güvenceleri ortadan kaldırabilecek bu anlayışa karşı milletimiz adına mücadele etmeye geldiğimi ifade ediyorum. Bugün huzurunuza bir suçlama savunması yapmak için gelmedim. Bugün, gençliğinde devletine inanarak hayatını kurmuş bir insanın, aradan 31 yıl geçtikten sonra hayatının nasıl geriye doğru sökülmek istendiğini anlatmak için buradayım” dedi.
Diplomasının kural ve hukuk tanımadan iptal edildiğini belirten İmamoğlu, “Tam 31 yıl sonra hiçbir kural ve hukuk tanınmadan iptal edilmiştir; adeta yerle bir edilmiştir. Bu yalnızca bana yönelik bir işlem değildir. Devletin en kadim kurumları yıpratılmıştır. Bunun içinde yargı da vardır, İstanbul Üniversitesi de vardır, başta Hukuk Fakültesi olmak üzere. Bu karar milyonlarca yurttaşın zihnine aynı soruyu yerleştirmiştir: Bu ülkede tapu güvende mi? Diploma güvende mi? Emeğim, alın terim, bankadaki param, bütün kazanımlarım, haysiyetim ve onurum güvende mi?” diye sordu.
İmamoğlu, bu mücadelenin kişisel olmadığını söyledi, 86 milyon yurttaş adına sorumluluk hissettiğini belirtti, “Bu mücadele asla kişisel bir hukuk mücadelesi değildir. Bu, bu cennet vatanda yaşayan Türk milletinin hukuka olan inancının, devletine duyduğu güvenin ve geleceğe dair umutlarının savunusudur. Bugün burada savunulan bir belge değil, hukuk güvencesinin bizzat kendisidir” diye konuştu.
8 Kasım 2024’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İstanbul Üniversitesi’ne bir yazı yazdığını, 16 Ocak 2025’te bu yazıya dayanılarak........
