menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Körfez hesabı, Riyad’ın çıkmazı ve Ankara’nın çetin sınavı…

13 0
12.10.2026

Husilerin son günlerde Suudi Arabistan topraklarına ve özellikle Riyad Havalimanı gibi kritik merkezlere yönelttiği saldırıların tırmanması, Riyad yönetimini askeri ve ekonomik olarak köşeye sıkıştırırken Ankara’yı da tam anlamıyla iki arada bir derede bıraktı.

2022 yılındaki ateşkesin ardından görece sakinleşen Yemen cephesi, Suudi destekli hükümet güçlerinin başlattığı operasyonlar ve yoğun hava taarruzlarıyla birlikte yeniden alevlendi. Husiler bunu hem bir misilleme gerekçesi hem Riyad’ı Hudeyde Limanı ile Sana hava sahası üzerindeki ablukayı kaldırmaya zorlayacak bir müzakere kozu olarak kullanıyor. Doğrudan Suudi petrol altyapısını, turizm projelerini ve “Vizyon 2030” hedeflerini felç etmeyi amaçlayan bu füze ve insansız hava aracı trafiği, aslında çok daha karmaşık bölgesel bir satrancın zeminini döşüyor.

Bugün Suudi Arabistan’ın içine düştüğü bu savunmasız tablonun Türkiye açısından en somut yansıması, kamuoyunda tartışılan Mekke Anlaşması’nda düğümleniyor. Anlaşmanın bir türlü Meclis Genel Kurulu’na indirilememesinin gerisinde sadece iç politikadaki toplumsal hassasiyetler yatmıyor. Ankara bürokrasisi, bu mutabakatın bölgede Türkiye’ye stratejik bir alan açmaktan ziyade ABD ve İsrail’in Körfez güvenliği mimarisine hizmet eden bir enstrümana dönüştüğünü gecikmeli de olsa fark etmiş durumda. Suudi hava sahasının askeri operasyon sahası ilan edildiği, Pakistan’ın bile Suudi topraklarındaki askeri varlığını teyit etmek zorunda kaldığı bir denklemde Ankara, faturası belirsiz bir bölgesel güvenlik taahhüdünün altına imza atmakta başına ne........

© Medya Günlüğü