Bir Hamalın Anlattığı, Bir Düzenin Gizlediği Acı Gerçek!
Gazeteciliğe yeni başlamıştım. Henüz hangi soruların sorulmadığını, hangi cümlelerin özellikle eksik bırakıldığını yeni yeni fark ediyordum. Bir gün, şehrin en işlek caddelerinden birinde, yükünü kaldırım kenarına bırakmış bir hamalla göz göze geldik. Sırtındaki ağırlık sadece çuvallardan ibaret değildi. Adının Bedir olduğunu söyledi.
“Yazıyor musun?” diye sordu.
“Evet,” dedim.
“Öyleyse gel,” dedi, “bunu yaz. Çünkü bunlar yazılmıyor.” Dedi.
Bedir konuşmaya başladığında anladım ki, bu bir kişisel hikaye değil, bu ülkenin alt sınıflara reva gördüğü hayatın özeti. Çocukluğunu anlattı. Isınmanın bir ihtiyaç değil, lüks sayıldığı evleri… Açlığın istisna değil, rutin olduğu günleri… Hastayken doktora değil, geçmesini ummaya sığınılan zamanları… İşsiz kaldığında sosyal devletin kapısını değil, uzun yolları çaldığını söyledi.
Bir ara durdu, bana........
