İç cephenin tahkimi üzerine
Ülkemiz malum, yine bir çözüm süreci denemesinde. Bunun, ötekilerden farklı olduğu ise en baştan beri anlatılan paradigma.
Büyük resimde İsrail tehdidi, mikro ölçekte ise ülke bütünlüğü gayesi...
Sürecin en başına döndüğünüzde de benzer vurguların yapıldığını hatırlatmak gerekiyor. Süreç, kaba tabirle bu iki beyanın üzerine inşa edilmek istendi.
Böyle işaret edildi hep, konuşmalara bu başlıklarla yansıdı... Son vurgu da yine süreci başlatan MHP lideri Bahçeli’den geldi dün. Venezuela-Maduro örneğinden hareketle sordu:
“Şimdi anlaşıldı mı, iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz... Şimdi anlaşıldı mı, Terörsüz Türkiye hedefindeki ısrar ve irademiz.”
İç cephe vurgusunun devamını da İsrail tehdidine atıf ile yaptı. Çözüm sürecini tıkayan YPG’nin ayak diremesindeki temel nedeni, terör örgütünün İsrail’in dümen suyuna girmesi olarak işaret etti.
Başta da belirttiğim gibi “iç cephe” atfı aslında sürecin ilk günlerinden miras...
Cumhurbaşkanı Erdoğan mesela...
“İç cephe” sözlerini ilk olarak 30 Ağustos 2024’teki konuşmasında ifade etmişti. Büyük Taarruz’da iç cephenin tahkiminin etkili olduğunun altını çizerek “Tek yapmamız gereken iç cephemizi sağlam tutmaktır. Bizi o hedeflerden vazgeçirmeye, bizi yılgınlığa düşürmeye, bizi usandırıp umutsuzluk girdabına sürüklemeye çalışanlar, işte o iç cepheyi hedef alıyor. Biz o iç cepheyi çökerttirmeyiz” demişti.
Bu sözlerin peşine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Partili yöneticilerle selamlaşıp elini sıkmış “Yeni bir........© Korkusuz
