Serdar Denktaş, hem umutlu hem iyimser…
Ne yazacağımı düşünür, listeler, en sonunda bilgisayarın karşısına geçince yazacağıma karar veririm.
Bugün için yazım, barışla ilgili olacaktı son ana kadar.
Dün kızım Seran ve iki torunum Karla ve Zara ile Lokmacı’dan Güney’e geçtik.
Ara bölgede dekoratif bir Kıbrıs kapısı… Üzerinde de, “KNOCK THE DOOR FOR PEACE”, barış için kapıyı çalınız, yazıyor. Zara, kapıyı çalıp, barışın içeriden ses vermesini bekledi…
Oradan başlayıp, yazıma başlık olarak da “Barış, bir tıkla açılan kapının arkasında olsaydı…” belirlemişken, WhatsApp’tan Serdar Denktaş’ın “Mutlu yıllar” diye kısa ama maksadına hizmet eden mesajı düştü. Çok büyük olasılıkla “Mutlu yıllar” yazıp, kalabalık bir listeye topluca iletti.
Geniş kesimlere ulaşmak zorunda olanların, tek tek mesaj yazma şansı yok.
***
Serdar Denktaş’tan mesaj gelince, karşılık mesaj yazmak yerine, telefonla aramayı tercih ettim. Hem yeni yılını kutlayım, hem de birkaç dakika sohbet edelim diye…
Telefon uzun çalmadı, her zamanki gibi isimlerimize samimiyet katarak seslendik bir birimize… Sesin rengini kavrayıp, duygusal içeriğini okumayı severim…
Karşımdakinin samimiyetini, konuşurken seçtiği kelimelerden çok, sesinin duygu renginden anlarım..
***
Serdar Denktaş’la iletişimimiz hiçbir zaman gerginlik yaşamadı.
Babası rahmetli Rauf Denktaş’tan daha hoşgörülü olduğuna inanırım. Baba Rauf Denktaş, herhangi bir konuda pozisyon alırken, önce acımasıza yakın tavır koyabilirdi. Ancak, kan davası gibi bir ısrarı olmaz, yumuşayarak........
