menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kirpinin sofrası

13 0
27.08.2026

Yemek yerken, bel kemiğimize kadar inen yalın bir dürüstlük çöker üzerimize. Çünkü sofraya oturmak, insanın zırhını kapı eşiğinde bıraktığı, dış dünyaya karşı en çıplak ve savunmasız kaldığı andır. Tarih boyunca sofra, yalnızca bedenin açlığını giderme mekânı olmadı; bir topluluğun ortak hafızasını paylaştığı, kahkahaların ve sükûnetin aynı çanağa kaşık salladığı geleneksel bir ritüel alanıydı. Oysa bugün, modern insanın akşam yemeği ritüeli çoğu zaman porselen bir tabağın üzerine düşen o soğuk, mavi telefon ışığıyla aydınlanıyor. Eskinin nefes alan, omuz omuza değen kalabalık masaları, yerini ekran karşısında uyuşturur gibi izlenen, geçiştirilen sessiz çiğneme seslerine bıraktı. Yemek yemek, insanı çoğaltan, muhabbeti artıran bir paylaşım töreninden çıkıp, yalnızlığın üzerini alelacele örtme telaşına dönüştü.

Norman Rockwell’in 1943 tarihli o ikonik Freedom from Want (İhtiyaçtan Özgürlük) tablosunu hatırlayalım. Orada gözümüz masanın ortasındaki devasa hindiye değil, etrafında toplanmış insanların gözgöze gelişiyle ısınan o kalabalık aile sofrasına takılır. O tablo, modern insan için artık nostaljik bir anı bile değil, nesli tükenmiş mitolojik bir masal........

© Karar