‘Öldükten sonra çözeriz’
“Abi otuz günüm kaldı” demişti bir görüşmemizde.
Ağır hastaydı. Aramıyordum. Telefonu açmıyor diyorlardı. Hakan (Albayrak) “Sen ara, iyi olur” demişti, aramıştım.
Kaç günümüz kaldığını bilmemek Allah’ın insana bahşettiği güzelliklerden biridir.
Birisi, aslında birisi değil, arkadaşınız, otuz gün ömrü kaldığını söylediğinde ne yaparsınız?
Hiçbir şey. Aczinizi görürsünüz.
Basmakalıp bir şey söyleseniz? Ya da bir teselli cümlesi?
Bana göre değil.
Hayatta gıcık olduğum şeylerden biri WhatsApp gruplarında vefat haberlerinin altında sıralanan yüzlerce “Allah Rahmet eylesin mekânı cennet olsun” cümlesidir.
İnsanın ölen birisi için dua etmesi, rahmet istemesi güzeldir. Allah’a seslenirsin. O’ndan dilersin.
Allahu Teala sana kendisiyle aracısız konuşma imkânı vermiş. Niye WhatsApp’tan söylüyorsun, doğrudan söyle.
Sosyal medya paylaşımlarının altına yazmak herhalde dua değildir.
Teksirle çoğaltılmışçasına alt alta yüzlerce Allah Rahmet eylesin.
Byung Chull Han bir makalesinde ‘like’ı yani ‘beğeni’yi “Amin”e benzetiyordu. O da öyle bir şey.
Kurabileceğim en müsamahakâr cümle şu: Bir şey sosyal medyaya düştüğünde sahiciliği eksilir.
Basmakalıp bir laf, bir teselli cümlesi, sırıtır.
Ayrıca benim tabiatıma uygun değil.
Benimle çelişmeyen basmakalıp da olmayan birkaç cümle........
