menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Krepen’de Neşe’ydi, Hristaki’de Bayram’ın Yeri oldu...

7 13
04.02.2026

Geçen haftaki yazıma iki derkenâr geldi, birincisi Enis Batur’dan, ikincisiyse Arslan Eroğlu’ndan. Enis ağabey Kırmızı Kedi’deki o nefis çayı Yeter Hanım’ın hazırladığını, Arslan Eroğlu da İrfan Yalçın’ın Meşelik Sokak’taki 20 kapı numaralı kitapçı dükkânının isminin Ocak olduğunu söyledi. Oysa, yarım saat düşünmeme rağmen Ocak ismi bir türlü aklıma gelmemişti, bir de hâfızamın üstüne toz kondurtmazdım değil mi, eskiler hâfıza-ı beşer nisyan ile malûldür diye boşuna söyememişler, bu da yetmemiş belki aklındadır diye Ahmet Zeki Pamuk’a sormuştum, maalesef o da benim gibi Ocak ismini anımsayamamıştı.

Salı gecesi televizyon kanallarında seyredebileceğim bir şey var mı diye zıp zıp atlarken karşıma Ata Demirer’in “Bursa Bülbülü” filmi çıktı. Kemal Sunallı ve Ata Demirerli komedileri asla kaçırmam. Filmi tam da Çiçek Pasajı sahnesinde yakalamıştım. Ata Demirer, Özge Özacar, Celil Nalçakan, Melek Baykal ve Erkan Taşdöğen bizim Bayram’ın Yeri mahfilinin masasının iki arka masasında oturmuşlardı, arkalarındaysa Sev İç yazısı görünüyordu. Rahmetli Bayram Aydındoğan ağabeyimizin Krepen Pasajı’ndaki Neşe ismini niçin Sev İç olarak değiştirdiği sorusu hep aklımı tırmalardı da, bir fırsatını bulup oğlu Yaşar’a soramamıştım. Daha yeni öğrendim. Çoğumuzun Çiçek Pasajı olarak bildiği Hristaki Pasajı ‘44’de birahâneleriyle edebiyatımıza giriyor. Elbette aklımıza ilk Nektar gelecektir. Mekânımız Sahne Sokağı’nın sağ köşesindedir, yanındaki Mimoza Çiçekevi’ni de eski aşklardan biliyoruz. Gavsi Ozansoy, Sait Faik, Salâh Birsel, Hüsamettin Bozok, Fethi Karakaş, Agop Arad, Cavit Yamaç, Peyami Safa ve Vecdi Bürün, sinema çıkışlarında hep Nektar Birahânesi’nde buluşuyorlar. Pasajın İstiklâl Caddesi kapısından girinceyse az ileride sağda Sev İç var, ama edebiyatımıza elli yıl kadar sonra girecektir. Bizim açımızdan Bayram Aydındoğan’ın ‘48’de orada komi olması önemli. Sev İç’in yanındaki Palmiye Birahânesi’ni ise acaba bir bilen kaldı mı, aklıma neler geliyor yahu, oysa merâklanmama hiç gerek yok, birkaç kuşak Hakk’ın avucuna konduğundan, Palmiye’yi anımsayanın çıkmayacağı muhakkak. Ümit Deniz üstâdımız Milliyet gazetesinin 3 Temmuz 1953 günlü nüshasında Hristaki Pasajı’nı Babil Kulesi’ne benzetiyor, güzel kadınlara meftûndur ya, Hristaki Pasajı’nın birahâneleri gibi kadınsız mekânlar onu sıkıyor, bu yüzden de makalesinde pasajdan bir kokoreç satıcısı Behçet’in ismini geçiriyor. Haksız sayılmaz, bizim Bayram ağabeyimiz Sev İç’te komi olarak işe başladığında, birahânin müşterileri ayak takımındandır. Bayram Aydındoğan sonra askere gidiyor, dönüşündeyse Nil’e giriyor, orada çalışıp para biriktiriyor ve ‘65’de Krepen Pasajı’ndaki Neşe Restaurant’ı açıyor. Biz Ahmet Zeki Pamuk ile onun karşısındaki Hoşgör’e takılırdık, Cihat Burak soba başında desenler çizerken, Neşe Restaurant’ta Tomris Uyar, Turgut Uyar, Edip Cansever, Can Yücel, Salim Şengil, Nezihe Meriç, Muhteşem Sunter, Mehmetcan Köksal, Dürnev Tunaseli, Ömer Uluç, Pertev Tunaseli ve İsa Çelik gibi dönemin şöhretlerini görüyorduk. Masaları girişten sonra ikinci sırada ortadaydı.

Krepen Pasajı ‘82’de yıkılınca ilk İmroz Restaurant tekinsiz Nevizâde Sokak’a Krependeki İmroz Restaurant ismiyle geçti, ancak havası artık ne Spiro Havuços’un ve Tanaş Yalyas’ın ‘41’de açtıkları İmroz’unu ve ne de Yorgo Okumuş’un ve Mustafa Yıldırım’ın ‘80’deki İmroz’unu andırıyordu. Bayram Aydındoğan ise Çiçek Pasajı’na geçmişti, orada ‘48’de komiliğe başladığı eski Sev İç’in yerini alınca Krepen’deki Neşe Restaurant’ı Sev İç Bayram’ın Yeri yaptı. Yeni Sev İç’in edebiyatçıların mahfili olmasıysa ‘95’de başlıyor. Fethi Naci yayınevini İstiklâl Caddesi’ne taşıyınca, eski Vilâyet Lokantası’ndaki, İstanbul Lokantası’ndaki ve Sofra’daki........

© Karar