menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zuhurat münafıklığı ve gömülü olduğumuz yer

14 1
saturday

HEPİMİZİN gömülü olduğu bir kültür toprağı vardır. Gelenek ve görenek dediğimiz töre ile de tanımlayabiliriz. Bunların iyi olanlarının yanı sıra kötü olanları da hesaba katılmalıdır. İşte tam burada “Maruf” kavramı karşımıza çıkar ki, mühimdir. İnsanların öteden beri belirlediği kimi uygulamalar sağduyuyu ve sosyal huzuru esas almış, kolektif akıl tarafından güzel görülmüş ve vahiy ile de onaylanmışsa buna “Maruf” denilir.

BİR söz, bir uygulama değerini buradan alır. Hürmete layık olup olmadığı bu esaslara dayanır. İçine doğduğumuz ve belendiğimiz yani gömülü olduğumuz kültürle ilgili temel kıstasımız bu olmalıdır. “Amel-i salih” olarak tanımladığımız insanlık yarına olan tüm eylemler maruftur. Diğerleri değil. O zaman sahip çıkmamız gereken budur. Diğeri körü körüne bağlılık demek olan taassuptur. Mü’min için ise asla geçerli değildir. Zira inanmış kişi; aklın onayına, kalbin tasdikine, genelin yararına ve Rabbimizin hoş görmesine dayalı olarak yaşar. Ana ilke budur.

TEKİLLERİ bu ana prensipler üzerinden görüp tahlile tabi tutmadan tümele ulaşamayız. Kör kaldığımız yerler bizi tökezletir. Israr ettiğimizde de kara delik gibi içine çeker ve yutar. Karanlıkta kalırız. Cehaletin cehenneminde cayır cayır yanar kimseye sesimizi duyuramayız. Bu sebeple gömülü olduğumuz kültürü tanımak ve doğruluğu ikame etmek için ayıklama yapmak zorundayız. Buna doğruları birleştirme eylemi de diyebiliriz.

Siz isterseniz insanın kendi büyük hikâyesini yazması şeklinde de adlandırabilirsiniz.

BÜYÜK hikâyeye hakimiyet sağlamak için tekilleri bilmek, tanımak ve anlamak zaruretimiz vardır. Değerlendirmeye tabi tuttuğumuz geçmişe ve günümüze dair her alan ve mevzuda bu esas geçerlidir.

Felsefecilerin büyük hikayesi nedir? Tarihçilerin, arkeologların, uzay bilimcilerin, matematik biliminin, tabiiyyûn denilen doğa felsefesiyle uğraşanların........

© İstiklal