menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kokun Gelir Elvan Elvan

9 0
22.11.2025

KOKULARA karşı olağanüstü bir hassasiyeti vardı. Herkesi evvela kokusundan tanırdı. Muhabbet meclisine o gün eğer birilerini kırarak stres yükünü olumsuzlukla içine doldurup gitmişsen sanki bunu hisseder ve “Bugün kokunu beğenmedim” derdi.

Anlardınız hemen kendinize çeki düzen vermeniz lazım geldiğini.

ÖNCELERİ beden kokusu ile karıştırırdım söylediklerini ve “Acaba insan günah işlediğinde, kabahatli bir eylem gerçekleştirdiğinde, ayıplı bir işe paçayı kaptırdığında vücudunun yaydığı koku da bir değişiklik oluyor mu?” diye düşünürdüm.

Bilmiyorum, belki bu da mümkündür.

O, bunu insanların gözlerine baktığında söylüyordu. Kokuyu burnuyla değil gözüyle ayrıştırıyordu.

DÜNYA hayatında farkına varmadığımız, inceliklerine agâh olmadığımız nice hikâyeler mevcut. Var olma telaşıyla yok oluyoruz sanki.

Durup dinlenmeye, nefes almaya vaktimiz yok. Teneffüse çıkmadan yaşıyor gibiyiz.

Bizler de sadece burnumuzdan koku almakla yetinmek istemiyorsak eğer baş gözüyle görmekle iktifa etmeyip basiret dediğimiz gönül gözümüzü görür hale getirmeliyiz.

Muhtemelen o da böyle yapıyordu ama kendisine çevresinin farklı anlamlar yüklememesi için ehl-i kalp olduğunu bu şekilde setrediyordu.

KARACAOĞLAN hayranıydı.

Coşkun bir pınar gibi akar, söz incilerini birbirinin peşinden gözleri cennet çiçeklerine eş bir ceylana fırlatılan temreni sivri bir ok gibi atardı. Ne vakit iki lafın belini kıracak olsa muhakkak mevzuyu Karacaoğlan’a bağlar ve kendisinden birkaç dize okuyarak şerh ederdi.

Hiç vazgeçmediği dizeler........

© İstiklal