Harput’un Kadim Sofrası Akgün Otel’de
Geçen hafta Akgün Otel’de gerçekleştirilen anlamlı Elâzığ Sofrası buluşmasında ben de vardım. Gastronomi dünyasından değerli isimlerle aynı sofrayı paylaşırken, Harput’un asırlardır süregelen mutfak kültürünün birbirinden nefis lezzetlerini tatmak benim için ayrı bir deneyim oldu. Her tabakta Elazığ’ın geçmişinden gelen bir tat, her tarifte kuşaktan kuşağa aktarılan güçlü bir mutfak hafızası.
ELGASDER’in gastronomideki başarısı
Elâzığ Gastronomi, Kültür ve Turizm Derneği (ELGASDER) tarafından gerçekleştirilen Elazığ Sofrası buluşması, yöresel lezzetlerin ötesine geçen güçlü bir kültür ve hafıza programı olarak dikkat çekti. Bu anlamlı organizasyonun arkasında ise ELGASDER Başkanı Harun Seyran’ın uzun yıllara dayanan gayreti ve eşi, televizyon programcısı ve araştırmacı Mehtap Özer Seyran’ın Elazığ mutfağı üzerine yürüttüğü titiz çalışmalar bulunuyor. Bir şehrin mutfak kültürünü yaşatmak, araştırmak, kayıt altına almak ve geniş kitlelere ulaştırmak kolay bir iş değil. Böylesine kapsamlı çalışmalar; sabır, inanç, zaman ve güçlü bir memleket sevgisi gerektiriyor.
Akgün Otel’in salonunda kurulan sofra, konukları Harput’un köklü mutfak yolculuğuna davet etti. İçli köfteden Harput köftesine, çorbalardan et yemeklerine, geleneksel tatlılardan yöresel ekmeklere uzanan bu zengin sofra, Elazığ mutfağının ne kadar geniş bir kültürel birikime sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Elazığ’ın birbirinden kıymetli bu lezzetler, geçmişten günümüze taşınan hikâyeleriyle konukların karşısına çıktı. Kaburga dolması, lobik çorbası, maş çorbası, sırın, alabalık çeşitleri ve taş ekmeği gibi pek çok lezzet, Elazığ’ın zengin mutfak birikimini İstanbul’a taşıdı.
Elazığ Sofrasının 103 çeşit yemeği
Cumhuriyetimizin 103. yılına ithafen hazırlanan 103 yemek ve 103 hikâye fikri ise programa ayrı bir anlam kattı. Her yemeğin ardında bir aile, bir köy, bir gelenek ve yılların biriktirdiği hatıralar vardı. Çünkü Anadolu mutfağını değerli kılan unsur, tariflerin malzeme listelerinden çok daha geniş bir dünyaya sahip olmasıdır. Bir yemek, kimi zaman çocukluk yıllarının kokusunu, kimi zaman bayram sabahlarını, kimi zaman da uzak bir köyde kurulmuş aile sofrasını günümüze getirir.
Araştırmacı yazar “Mehtap Seyran”
Programın kültürel hafızasını güçlendiren en önemli çalışmalardan........
