Türkiye, sosyal koruma harcamaları ve finansmanında da son sıralarda
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (Organisation for Economic Co-operation and Development-OECD) 9 Eylül’de yayımladığı ‘Sosyal Korumanın Finansmanı 2026’ (Financing of Social Protection 2026) raporu, OECD ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde sosyal güvenlik harcamalarının, gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) ortalama yüzde 23’ünü oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bu harcamalarda, yüzde 9.1 ile yaşlılık aylığı ve yüzde 9.2 ile sağlık ve engellilik desteği en büyük paya sahip.
OECD’nin ‘Sosyal Korumanın Finansmanı 2026’ raporuyla ‘Sosya Politika 2026: Çocuklar İçin Daha Etkili Harcama’ (Spending Better for Children through Social Policy 2026) raporundaki veriler birlikte incelendiğinde ise, Türkiye’nin aile ve çocuk yardımları alanında, OECD ve AB ortalamalarının oldukça gerisinde kaldığı ve kendine has bir yapısal model uyguladığı dikkat çekiyor.
Türkiye’nin bu alandaki performansı, OECD ve AB ülkeleriyle kıyaslandığında oldukça kötü… Türkiye’de, aile ve çocuk desteklerine ayrılan toplam kamu kaynağı GSYH’nin yüzde 0.7’sinin altında. Türkiye bu oranla, Meksika ve ABD ile birlikte OECD’nin en son sıralarında yer alıyor. OECD ülkeleri aile yardımlarına GSYH’lerinin ortalama yüzde 2 ila yüzde 2.33’ünü ayırıyor. Fransa, Almanya, İzlanda ve Polonya gibi ülkelerde bu oran yüzde 3.5’i aşıyor.
ÖNE ÇIKAN OLUMSUZLUKLAR
Rapor, nüfusun yaşlanması, standart dışı çalışma ve işgücü kaymalarının, işgücüne dayalı sosyal güvenlik katkı paylarını zorladığı konusunda uyarıyor. OECD genelinde, sosyal güvenlik katkı payları 2023 yılında sosyal harcamaların yüzde 43’ünü finanse etmiş, oysaki bu oran 1995’te yüzde 47’ymiş. Genel gelirlerle finanse edilen harcamalar ise artış göstermiş. AB’de işverenler sosyal katkı paylarının yaklaşık yüzde 60’ını finanse ediyor, ancak paylarının son on yılda 4 puan düştüğü görülüyor. Serbest meslek sahipleri AB’deki istihdamın yüzde 14’ünü oluştururken, sosyal katkı paylarına yalnızca yüzde 4 oranında katkıda bulunuyor. Bu durum, resmî kapsama alanlarındaki eksiklikler ve gönüllü programlara katılımın düşük olmasından kaynaklanıyor.
Sosyal güvenlik katkı paylarının finansmanı, yüzde 23 olan aile yardımlarına nazaran kazançla ilgili yaşlılık ve işsizlik yardımları için yüzde 63 oranıyla çok daha yüksek; bu da istihdamla ilgili risklerle daha güçlü bağlantısını yansıtıyor.
Bu durum hem resmî kapsama açıklarını hem de serbest çalışanların hem düşük hem de yüksek gelirli kesim arasında yoğunlaştığını işaret ediyor. Kapsama açıkları işsizlik ödeneklerinde en yüksek seviyedeyken, emeklilik kapsamı daha güçlü… Birçok ülke, aksi durumlarda sigortasız riskler için gönüllü programlar sunarken, katılım oranı düşük ve bu durum düşük ödeme isteğiyle doğrudan bağlantılı. Gönüllü programlar ayrıca olumsuz seçim etkileriyle ve dolayısıyla eksik risk havuzlamasıyla da mücadele ediyor.
YAŞLANAN NÜFUS SEBEBİYLE HARCAMALAR ARTIŞ EĞİLİMİNDE
Nüfusun yaşlanmasının, OECD genelinde yaşlılık aylığına yapılan kamu harcamalarını 2045 yılına kadar GSYH’nin yüzde 1.1’i oranında, sağlık ve uzun süreli bakım harcamalarını ise GSYH’nin yüzde 1.5’i oranında artıracağı öngörülüyor. Toplam çalışma saatlerinin ise 2024 ila 2060 yılları arasında OECD genelinde yaklaşık yüzde 9, AB genelinde ise yaklaşık yüzde 20 oranında azalacağı tahmin ediliyor. Temsil edilmeyen gruplar arasında daha yüksek istihdam ve daha uzun çalışma saatleri, bu düşüşü bir ölçüde telâfi edebilir, ancak her alanda değil. Bununla birlikte, bu maliyetli hükûmet müdahalesi gerektirecek bir mesele ve tam potansiyelin gerçekleşmesi olası görünmüyor.
OECD ve AB ülkeleri, nüfuslarının yaşlanmasıyla birlikte, emeklilik, sağlık ve uzun süreli bakım harcamalarında artışla karşı karşıya kalıyor. Yapısal değişim ve teknoloji odaklı iş yeniden dağılımı da harcama ihtiyaçlarını artırabilecek etkenler… Aynı zamanda, çoğu ülkede sosyal........
