menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cinayet mi, örtülen pogrom girişimi mi?

19 0
16.07.2026

Cumhuriyet Gazetesi, 15 Temmuz 1931’de dördüncü sayfada minik bir haber yayınlar. “Memleket Haberleri” klişesinin altında, “Bektaşiler mahkum oldular” başlıklı haberde şöyle denilir: “Edirne’nin Hızırağa köyünde toplanarak ayni yapan Bektaşılar tahtı muhakemeye alınmışlardı. Neticede bunlardan Eyü 8 sene dört ay ağır hapse ve diğer maznunlar da muhtelif cezalarla tecziye edilmişlerdir.”

Bu küçücük haber, altı yazıdır peşinden gittiğimiz dosyayı kapatıyor gibi görünür. Oysa tersine başından beri cevapsız kalan bazı önemli soruları daha da büyütür.

Bu noktaya kadar esas olarak gazetelerin dili, üslubu, haber kurma ve sunma biçimi üzerinde durmuştum. Fakat bu son haber artık kaçınılmaz olarak başka bir soruyu gündeme getiriyor: O gün Hızırağa’da gerçekten ne oldu?

Gerçekte ele aldığımız gazeteler basitçe “5n1k” enformatik protokolüne uygun hareket etseler belki olan biten hakkında daha emin olmamız mümkündü; ne var ki gördüğümüz gibi dönem siyasetiyle uyumlu duygu ve düşünce (doxa) oluşturma çabası her şeyi öncelediğinden, vakayı ancak çeşitli çıkarımlar yoluyla ele alabiliyoruz.

MUSTAFA VAR MI YOK MU?

Metne yakından bakarsak, gayet tuhaf bir durumla karşı karşıya olduğumuzu görebiliriz: Başlangıçta kullanılan “Kızılbaş” terimi yerine “Bektaşi’nin” geçmesi, dönemin Alevifobik yayın anlayışının terminolojik tercihlerine uygundur; iki kelime aynı nefret söylemini birbirini ikame ederek taşıyacak biçimde sık sık kullanılıyordu zaten.

Gazetelerdeki ilk haberlerde “peş peşe durmadan” ateş ederek “bir kişinin ölümüne, iki kişinin yaralanmasına” sebebiyet veren “içlerinden Mustafa”ya ne olduğunu bu son haberden öğrenemiyoruz.

Adının bile geçmemesi öyle bir Mustafa olup olmadığından kuşkulanmamızı meşru hale getiriyor; zira mahkemenin en yüksek cezayı verdiği kişi “bunlardan Eyü’dür.”

“Eyü” Eyüp adının hatalı yazımı mı, başka bir ismin yerel telaffuzu mu yoksa gerçekten öyle bir isim mi vardı onu da bilebilecek durumda değiliz.

Yarın’daki ilk haberden başlayıp, o güne kadar gazetelerde bırakın yaralananları, ölen kişi hakkında hiçbir bilginin olmaması zaten çok tuhaftı, bu son karara ilişkin haberde cezaların niye, hangi suça karşılık verildiğini........

© İlke TV