Halka Zulmün ve Halkın İsyanının Sembolü Ayasofya !
Lozan Antlaşması ile İstanbul silahsız bölge ilan edilmiş korumasız bırakılmıştı.
Deha öngörüleri ile Hitler'in İstanbul üzerinden Rusya’ya saldıracağını yıllar öncesinden fark eden Atatürk, bu tehlikeyi İstanbul’un askeri egemenliğini de almak için fırsata dönüştürmek üzere bir taraftan Ayasofya’yı kültürel değer olarak müzeye dönüştürüp ortodoks aleminin gönlünü ve güvenini kazanmış, diğer taraftan Yugoslavya, Romanya ve Yunanistan ile Balkan Antantı kurmuş, yurtta sulh cihanda sulh ilkesiyle batı aleminin de saygısını kazanmış ve edindiği bu saygın ortamda Montrö antlaşması ile İstanbul ve boğazları tümüyle Türk egemenliğine almıştır. Yani Atatürk’ün Ayasofya’yı Müzeye dönüştürmesi Silahsız bölge olan İstanbul ve boğazlarını tümüyle Türk egemenliğine almak için stratejik bir araç olarak kullanmıştır.
Şüphesiz ki bu, siyasi ve stratejik bir dehadır.
Ancak, bütün bunların ötesinde Ayasofya’nın dini açıdan da doğru değerlendirilmediği düşünülmektedir
Kur’an’a göre İnsan, ALLAH’ın ahsenil takvim ile yarattığı en değerli varlıktır, Kölelik ise bu en değerliği en değersize dönüştüren bir davranış olarak ALLAH’a en büyük karşı duruştur. Bu karşı saf, Adem’in üstün yaradılışına karşı duran İblis’in safıdır ve İnsanlara zulmedenlerin hepsinin safı bu safdır.
Ayasofya, Bizans imparatorluğunun zulmüne karşı iki defa ayaklanan Bizans halkının iki defa yakıp yıktığı, imparatorluğun da bu ayaklanmaları katliamlarla bastırıp yeniden inşa ettiği,........
